Tembellik, beraberinde öldürücü bir mutluluğun zehrini de taşır. İnsan olabilmek, yaşadığını hissedebilmek için ruhun ıstıraba da gereksinimi vardır. Şayet İsmet Özel'in takdire şayan bir sözü vardır ''acı çekmek ruhun fiyakasıdır.'' İnsanın bazen gururu, şahsiyeti için sevinçlerinden ve rahatından vazgeçebilmesi elzemdir. Kitapta, zamanın tekdüzeliğine tutunmuş, monotonluğun sarmalında yaşayan bir adamdan fazlası vardır. Tembelliğin anlatımı dışında, aşk da kitabın önemli bir bölümüne nüfuz etmiştir. Aldanmak.. Olana değil olacağa aşık olan bir kadının ''Olga'nın'' yanılgısı, kitapta uzun bir süre trajedisinin bütün çakralarına nefes olmuş. Zira bilirsiniz ki yanılmak ve yanıltmak aşkın doğasında vardır. Kitapta dostluk -sahici dostluk- da büyük bir ustalık ile işlenmiştir. Yaşarken yattığı hayat tabutundan, dostunu kurtarmak için Ştolts'un giriştiği türlü çabalar ve Oblomov'un tembelliği, aşka ve en iyi dostuna tercih etmesi, bitmeyen sevgi furyaları... Oblomovluk bir hikaye değil, bir hastalıktır. Bazen giydiğiniz hırka sizi ısıtmaz, ''Oblomov'un sürekli giydiği hırka, tembellikten vazgeçmeye karar verince bir köşeye fırlattığı o hırka...'' sizi aynı kişi yapmaya devam ederek, derin uçurumlara sürükler. Kitabın en ince ayrıntısı bile anlam taşıyor, bu kitap bir kılavuz niteliğinde; mutluluğun da öldürücü bir zehir olabileceğini keşfetmenize olanak sağlıyor.
Dipnot: '' Oblomov bir yerde bu hayatını kadere bağlıyor. Yanılmış sayılmaz, tembellik ona atalarından bir miras. Oblomov tembel olmak için yetiştirilmiş. Ne demek istediğimi, İlya İlyiç'in ayakkabısını bile hizmetçilerin giydirdiğini okuduğunuz satırlarda anlayacaksınız. '' Yazar ırklara da atıfta bulunmuştur kitapta; Almanlar zeki ve çalışkan, Ruslar tembel ve ihtiraslı, gibi''. Ancak asıl mesele ırk değil