“Klasik İslam edebiyatında şairler doğadan aldıkları motifleri bir soyutlama yaparak, insan psikolojisinin en yüce hali olan aşka ulaşırlar. Aşk aracılığıyla fizikötesi aleme nüfuz ederler. Orada Varlığın birliği görüşüne, Tanrı aşkında yok olmaya ve ebedi olarak Tanrı aşkında dirilmeye ulaşırlar." Kitabı tercüme eden Mahmut Kanık sözleridir. İbn Arabi hazretleri (Allah ona rahmet etsin) Tercümânü’l-Eşvâk ( Arzuların tercümanı) kitabına başlamadan önce başına gelen bir rivayet anlatır;
“Ka’be’yi tavaf ederken başıma gelen çok ilginç bir öyküsü oldu bunun: Bir gece Ka’be’nin etrafında tavaf ediyordum. Vaktim güzel geçiyordu. Birden bana bir hâl oldu, titremeye başladım. Bu hâli bilirdim. Bu nedenle, tavaf yerinden çıktım, çünkü orada bir hayli kalabalık insan vardı. Bu kez kumlar üzerinde tavaf etmeye başladım. Tam o sırada bir ilham sağanağına yakalandım ve şiir söylemeye başladım.” İbn arabi okuyucunun şiirlerinde geçen betimlemeleri kalben yanlis anlamaması için uyarıyor;
“Eğer nefisleri çabucak ve kolayca kötülüğe kayan ve zayıf, hasta ruhlu, bozuk, kötü düşünceli, namus duygusu körelmiş insanlar mevcut olmasaydı, Allah’ın yaratılış sırasında ona bağışladığı fizikî ve ruhî güzellikleri, ahlâk ve huy güzelliklerini bir bir açıklardım.” Ve devamında diyor ki; “Öyleyse ey okuyucu, zâhirine bakıp da sakın aldanma
Zorla kendini; çalış çokça, bâtınını ara, sırları yakala”