Hatice Gülden Özcan

Hatice Gülden Özcan
Hepsini unutacaksınız; anlayışsızlığı, ihaneti, haksızlığı, aldırışsızlığı, hızla geçen zamanı, hiç geçmeyen zamanı, kavuşamadıklarınızı, yalnızlığınızı, yenilgilerinizi...
8/10
·360 syf.··
2026 20. kitabı
Harika Akırmak, gerçek misin be kadın? Kaç kez Google açtım, kaç kere böyle biri gerçekten var mı, bu şiirleri yazan bu hayatı yaşayan gerçek kişi mi diye baktım. Kitap kurgu ve gerçek olayları iç içe geçirerek anlatan, akıcı, anlaşıllır; kendini okutan bir kitap. Son dönemlerde yayınlanan kitapların aksine hasret kalınan ciddiyet, kitapta savaş yılları ile verilmiş. Tarih kitabı sıkıcılığı barındırmayan kitap, içinde Harika'nın hayat hikayesi nezdinde aile bireylerinin gözünden yaşananlar anlatılıyor. Kitap, sınırlı betimlemelerine ve derin analizleri olmamasına rağmen okuru içinde tutmayı başarıyor. Sürükleyici ve anlaşılır diliyle dönemin siyasi olaylarını, tarihini, o dönemin muazzam edebiyatçılarının isimleriyle yan yana getirerek okumuş olmanın heyecanını yaşatıyor: Nazım Hikmet, Peyami Safa, Yahya Kemal…Adlarının geçmesi bile heyecan verirken hayatlarından bir parça da olsa bilgi almak, gündelik hayatlarına şahit olmak, onları okumak ve onlara denk gelmiş muhabbet edebilmiş herhangi bir insanın gözünden onları görebilmek iyi hissettiriyor. Kitabın içinde olmamasını istediğim, varlığına mana bulamadığım Harika’nın doğa üstü özelliklerini sıkıcı ve gerçeklikten uzak buldum. Bu gerçeklikten uzaklık kitaptaki savaş, siyaset, tarih gibi bir gerçekligin içinde emanet durmuş, fazlalık hissettiriyor. Olmasa da olur dediğim bu kısım dışında kitabın döneme bakışımı sevdim. Dönemin tiyatrosu, siyaseti, edebiyat dünyası, tarihte yaşanan siyasi olaylara o dönemki yazar ve şairlerin yaşamları ve isimlerini okuyarak bir gazeteci gözünden yaşananları okuyabilmenin tadını çıkardığımız araya magazinsel detayların serpiştirildiği keyifli okuması olan bir kitap.
Harika Bir HayatHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 20252,714 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1/10
·384 syf.··
2025 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 00:40
Okuduğunuz bir kitabın içeriğini anlamayı onuncu sayfada mı isterdiniz yirminci sayfada mı yoksa otuz beşte mi? Eğer bunlara yakın sayılar istiyorsanız bu kitabı okumamanızı tavsiye ederim çünkü kitabın içine girmek için tam olarak iki yüz elli sayfa okumanız gerekiyor. Konunun ne olduğunu yavaş yavaş kavrıyorsunuz; altını çiziyorum, yavaş yavaş diyorum. Kitap zaten üç yüz seksen dört sayfa. Olayın ne olduğunu anlamak için bile yarısından çoğunu okumanızı gerektiren bir kitap kalan yarısında vermek isteneni ne kadar vermiş olabilir? Hiç. Kitabın adı, arka kapak yazısı insanda merak uyandırıyor. Heyecanla elinize alıp güzel, çarpıcı bir şeyler okuyacağım hissi ile başlıyorsunuz. Kitap distopik bir roman. Bir düzen, sistem anlatılması bekleniyor. Kitapta Damızlık Kız, Martha, Gayri-kadın ve Gözcü gibi bazı kavramlar var. Bunların hiçbiri hiçbir şekilde açıklanmamış. Geçmiş- gelecek analizleri üzerinden bu isimlendirmeleri neye göre verildiğini, kimlere, neden böyle denildiği olay içerisinde yedirilip çok iyi ifade edilebilecekken yazar tüm bu kavramları da büyük resim gibi havada bırakmayı tercih etmiş. Terimler okuyucunun kelime çağrışımına bırakılmış. Aslında kitapta her şeyi okuyucuya bırakmış. Terimleri, olayları, kitabın sonunu vs. Bir darbe girişimi (bunu bile farazi kullanıyorum çünkü net değil) oluyor ve bir anda yeni yasalar, yeni uygulamalar, ölümler, toplanmalar, ayrışmalar oluyor. Beklerdim ki yeni kurulan düzen anlatılsın. Kime ne oldu, yeni gelen sistemle ne geldi, ne amaçlandı, eskiden olan ama şimdi olmayan ne? Ve ben okuyucu olarak olumlu olumsuz yanları analiz edeyim, olası düzeni tahayyül edeyim. Okuyucu her şeyi zihninde tanımlayıp analiz etmek durumunda kalmış ama tanımlayamadığımız bir şeyi analiz edemeyiz. İnsan kendi zihnindeki parça parça
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
8/10
·368 syf.··
2024 30. kitabı
Okuma serüveninde yer edinen her okuyucunun, en az bir kere okumaya niyetlenip en az 2 kere; daha ilk sayfalarından okumayı bıraktığı kitap olduğunu düşündüğüm Saatleri Ayarlama Enstitüsü, her okuyucu gibi benim de okumayı çok istediğim defalarca niyetlendiğim ama okumaya başlayınca daha ilk 5 sayfasından bir şey anlamayıp devam ettiremediğim bir kitaptı. Yıllar sonra tekrar okumaya niyetlendiğim kitapta bu zamana kadar neden bekleyip, okurken bu kadar zorlandığımı anlamayarak giriş yaptım kitaba. Aslında biraz eski Türkçe kelimeleri barındırması, kelimelerin anlamlarını bilmeme gibi faktörler kitabı okumayı zorlaştırsa da, elden bırakacak kadar zor olmadığının farkındalığı ve Hayri’nin bedbaht yaşamının ilginçliği ile kitaba devamlılık sağlayabildim. Daha çocukluğundan tembel bir yaşamı olan; yanlış seçimleri, gayesizliği ve hayatına hep başkalarının yön vermesiyle ilerleyen ilginç bir öyküsü var Hayri’nin. İşine, işsizliğine, evliliğine, çocuğunun ismine varana kadar hep başkalarının kararları ile tutunan Hayri’nin hayatı bir yalan ile batmış yine benzer bir durum olan başka bir yalan ile yükselişe geçmiştir. Bu süreçte Hayri’nin iç dünyası o kadar güzel analiz edilmiş ki okurken Hayri’yle birlikte sizde o süreçlerden geçiyor, onun bakamadığı Halit Ayarcı tarafından zorla baktırılmaya çalışılan pencerelerden bakabilmeyi deniyorsunuz. Ne kadar uğraşsa da her şeyin farkında olan Hayri, ne kendini yücelten yalana ne de kendini alaşağı eden yalana etrafındaki insanlar gibi kendini vermiyor. Her şey, bir şeye inanmakla başlıyor. Bir inanç sizi ihya edebilir ya da sizi bitirebilir. Zedelenme ile inancınıza gölge düşebilir, o inançla inşa ettiğiniz şeyin altında kalabilirsiniz. Enstitü inancı ile çıkılan yolda, enstitü altında kalmıştır Hayri ve Halit Ayarcı. İnanma ve
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053,1bin okunma
9/10
·319 syf.··
2024 20. kitabı
Hem fedakâr hem bencil olabilir miyiz? Eğer bu iki durumu tek bir kişiye gösterecek olsak birbine zıt olan bu iki duyguyu aynı anda aynı kişiye besleyemeyiz fakat farklı kişilere besleyebiliriz. Yani birine bencilken diğerine fedakâr olabiliriz. Tezatlar kraliçesi Henriette.. Kocasına ve çocuklarına fedakârken, sevdiği insana bi o kadar bencil. Mutsuz bir evliliği olmasına rağmen kocasına ihanet edememekle; sevdiği adamı iterken, aynı zamanda onu çekme isteği arasında sıkışıp kalan, sadece doğrular üzerine bir yaşam sürdürmek için kendini heder eden bir kadın. Aşk, sevmek, sevilmek; sorumlulukları ve erdemleri varken bunları yaşamak uygun değildir onun için. Kendi gibi olmayan, aşkını da sevgisini de kendi arzularına göre yaşayan, kendine sınırlar çizip onun içine hapsetmeyen Dudley’i bu yüzden kıskanır. Ama sosyal statüsü gereği hiçbir zaman böyle biri olamayacağını da bilir. İçindeki duygusal karmaşası; anneliği, eş’liği, evin hanımlığı ve konteslik rolleri arasında boğulan ve olması gerekenler için olmasını istediklerini feda eder ve bu karmaşayı daha fazla dayanamaz. Ve Felix, aşkının peşine düşüp vadi vadi zambağını arayan körpe bir delikanlı.. Bir kadında; aşkı ve sevgiyi keşfetmiş, ona ulaşamamayı, arzuyu, bilgeliği, asilliği onda bulmuştur… Sevgisine karşılık bir oğul gibi sevildiği idda edilmiş. Oğul gibi sevildiğini söylerken ömrünün sonuna kadar onu sevmesi, beklemesi, sadakatlı davranması istenmiş her fırsatta ona farklı duygular beslemediğini ifade edip en sonunda sevdiği adamın sevgisini kendi kızına yönlendirmeye çalışma bencilliği ile karşılaşmıştır. Aşkı bulmuş fakat keşfettiği derin sevgiyi aşık olduğu kadınlarda arama hatasına düşmüştür. Gerçekleşmesi mümkün olmayan sevgisine sadakatsizlik yaftası ile yargılanıp üstüne vicdan azabıyla hayatına
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553,1bin okunma
8/10
·232 syf.··
2023 18. kitabı
Herkesten uzakta, rutinlerin içinde, tüm güzelliklere gözlerini kapatarak dünyadan bi haber bi yaşam. Yıllarca gerçekleşmesi beklenen onurlu bir savaş. Onca yılın sonunda artık beklemekten tükenmiş, savaşa bir kala umudunun elinde patlaması üzerine tüm ömrünü boşa harcamış olduğu gerçekliğinin çarpıcı etkisi üzerine pek de yaşamak sayılmayan ömründen vazgeçerek dünyadan bir Drogo geçmiştir. Ha vardır ha yok. Kendinden vazgeçtiğinde bile kimsenin haberi olmamış; ideolojileri olan, heyecanlı körpecik Drogo hayal kırıklığı altında ezilmiştir. Ömrünüzle yaşıt bir umut, bir bekleyiş düşünün. Her şeyinizi bu umuda bağladığınızı, ona ulaştığınızda elinizden alınıp seyre durduğunuz bir umut. Ömrünüzü harcadığınız bir umut... Yıllarca olmasını beklediğiniz, tüm heyecanınızı, gençliğinizi, yaşlarınızı verdiğiniz bir umut. Ömür nasıl bir hiç uğruna tükenir? Umut dediğimiz nedir? Bizi 40 yıl ayakta tutabilir mi? Gerçeklerden kaçmak için bir umuda ne kadar bağlanabiliriz? Ah Drogo, bu sorulara nasıl da güzel cevaplar verdin. Gerçekten çölden gelecek bir saldırıyı mı bekledin yoksa bir şeyleri göze alamamanın verdiği mecburiyet miydi kalede geçen yaşamın? Bir hevesle beklediğimiz, üzerine günlerce belki yıllarca düşünüp hayaller kurarak aldığımız ciddi kararların hayatımızın dönüm noktası olduğunu bilmeden, güvenli alanımızdan çıkmanın verdiği tedirginlik ile bir yanımız endişe bir yanımız umut çıkarız yola. Yollar bizim istediğimiz gibi ilerlemez çoğu zaman. Bazen biz tutarız yolları ilerlememek için. Oldu olacak derken bir bakmışız zaman geçmiş, ömür bitmiş. Elinizde elle tutulur hiçbir şey yoktur bekleyişten başka. Beklediğiniz şey gerçekleştiğinde bunu yaşamak için sizin artık buna ne hevesiniz ne isteğiniz ne de gücünüz kalmıştır. Ne beklediğinizi, ne istediğinizi, bunların
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma