Kesinlikle Spoiler içerir!
İlk kez okuyuşumda, kitabı yazarı için okumuştum. İkinci okuyuşumda ise yazarı kitabı için sevdiğimi fark ettim. Bir kitabı açtığımda, içimde sadece ona ait bir his oluşturması, yalnızca onu anımsatacak ibarelerin bulunması benim için o kitabı özel kılmaya yeterli sayılabilecek kriterler.
Bu noktada Marwolaeth, Kuutamo, Rhawador'un anlamları ve hikâyeleri veya gümüş kalp şekilli madalyon, Karaçam ve zorlu badireler üzerine kurulmuş geniş bir aileyi sayabilirim.
Ay ışığı, ölüm ve Gezbeden. Hikayeyi destekleyişleri ve anlamlandırmaları. Her birinin ana karakterimizin üzerinde ki bütünleyici parçaları. Karakterlerin, olduğu kişileri, geçmişleriyle eritip okura pürüzsüz bir şekilde sunulması. Yolun başında Eira'nın kendisini ve dünyayı zerre bilmiyor olması. Nos'un onaylanmayı en çok istediği kişi tarafından anlaşılamamasının verdiği sessizliği. Marlo'nun altın yüreğinin paslanmasını, yaptığı sayısız iyiliklerle engellemeye çalışması. Oysa bilmez mi ki altın ne paslanır ne de solar. Bast'ın annesinin kanını avuç içlerinde daima görebilmesi için yaptırdığı kara dövmesi. Maça'nın sırf uzun isimleri söyleyemeyip karıştırmasından dolayı henüz küçücük olmasına rağmen yediği sayısız dayaklar sonucu herkesin isimlerini kısaltıp seslenmesi ve daha nicesi...Tüm bunlar hikayeyi dolduran ve sağlamlaştıran yalnızca bir kaç ufak detay.
Yazım dilinin kuvveti. Öncelikle, ben bir paragrafı okuduğumda onu hangi yazarın yazmış olduğunu bilebilmem bana keyif verir. Herhangi birisi tarafından yazılan veya yazılabilen değil, o yazmış diyebilmek. Gecenin yaşlanması, her şeyin dönüp dolaşıp toprağa ulaşacağı veya ağaçların ketumluğu gibi ifadeler. Tek tek hepsini yazmayı ne kadar istesemde kısa tutmaya çalışacağım. O yazar; yağmuru, bulutların veda için toplanıp,