"Bilincimi yitirmiştim. Sanki ismini eskiden biliyordum. Gözlerinin parıltısına, rengine, kokusuna, hareketlerine öylesine aşina idim ki, ruhlarımız önceki bir hayatta, cisimsiz maddesiz bir âlemde karşılaşmış da tek asıldan, tek maddeden oluşmuş, böylece bizim yeniden birleşmemiz âdeta kaçınılmaz olmuştu."
"Bana benzeyen, görünüşte bendeki ihtiyaçlara, tutkulara, arzulara sahip bu insanlar niçin kırarlar beni? Ancak benimle eğlenmek, bana çatmak için yaratılmış bir avuç gölgeden başka bir şey mi bunlar? Ne hissetsem, ne görsem, neye değer versem hepsi, baştan sona bir vehim değil mi, gerçekten hayli farklı bir kuruntu değil mi?"
"Belki taşra açıksözlü sanata henüz hazır değil, diye düşünüyorduk ki, Ankara'da İlerici Vatanseverler Derneği'nin kahve ve rakı kokan küçük sahnesinde oyunumuz üç kere bile oynanamadan "halkın ar ve hayâ duygularına aykırı" diye durduruldu. Erkeklerin birbirine en çok söylediği küfürün "ananı" diye başladığı memleketimizde savcının kararını haksız bulmadım. "
"Babasız büyürsen âlemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanırsın..." dedi Serhat. "Ama bir süre sonra ne yapacağını bilmez, dünyada bir mânâ, bir merkez bulmaya çalışır, sana hayır diyecek birini aramaya başlarsın. "