Milyonlarca evde yaşanan sahneler bunlar. Çocuğu yok sayarcasına, onun psikolojisini hiç önemsemeden kavga eden anne babalar. Neden çocuğa evdeki bir eşya muamelesi yapar büyükler? Duyguları, düşünceleri olmayan bir eşyadır çocuk bizim kültürde. Onları sevsek de, bir kişiliklerinin olduğunu düşünmeyiz. Bu yüzden çocuk için katlanılmaz sahnelerle doludur evler. Büyükler öylesine bencilleşirler ki, bu kavgaların, çocukların hayatında nasıl bir iz bırakacağı hiç akıllarına gelmez.
Evin tüm yükü annemin üzerindeydi. O bizim aynı zamanda babamızdı. Hani dünyanın yedi harikası var ya, benim için dünyada bir tane harika var, o da annem. Kimse annem gibi kayıtsız şartsız, hiçbir beklentisi olmadan bu kadar çalışıp bu kadar sevemez.
Sanki içimde hep bir şeyler eksik gibi hissederdim, herkeste var, bende yok. Annem o dönemler rahatsızdı. Sürekli tedavi için İstanbul'a gidiyor, bizim ilçeye neredeyse hiç gelmiyordu. Babam deseniz, var ama yok. Bir baba düşünün ki sana aldığı çikolatayı eve girmeden önce açıp yiyor, sana da ışıltılı kâğıdını veriyor. Ben o zaman altı yaşındaydım. O kâğıdı koklar, çikolata kokusunu içime çeker, sonra da başımı kaldırıp babama bakardım.
Kendiyle barışık insanı hayat çok sever ve şans kapılarını önce ona açar. Onların sevmediğini sen sev, onların beğenmediğini sen beğen, onların önemsemediğini sen önemse. Özen göster kendine. Artık güneşe bakma zamanı."