İnsanlar birbirlerine kendi senaryoları doğrultusunda roller verip, karşılarındakilerden bu rolleri gerçekleştirmesini bekler oldular. Sonuç, düş kırıklıkları, kızgınlıklar ve kendimizden kaynaklandığını bir türlü kavrayamadığımız yalnızlık.
Klinik yaşantılarımda her şeye sahip oldukları halde kendisini kof hisseden insanlar tanıdım. Çünkü hayatlarında bir tek şeye odaklanmışlardı: biçimsel başarı. Başarı insanın kendi hayatını yaratabilmesidir, standartları ne olursa olsun. Biçimsel başarıya odaklanmanın bedeli ise başarının kölesi olmaktır.
İnsanlar vardır enerjimizi bebeğin anne memesini emdiği gibi emerler, nasıl olduğunu anlayamadan kendimizi oynamamızı istedikleri rolde buluveririz. Eğer durumu fark edebilirsek kendimizi kullanılmış hissederiz, ama aslında saldırıya uğramış olduğumuzu kavrayamayız