* Resim elle değil akılla yapılır.
Michelangelo
Her kitabı tek tek incelemek yerine üçünü de okuduktan sonra incelemeyi daha makul gördüm. İncelememe Jean-François Millet’nin çok sevdiğim sözüyle başlıyorum: ‘’Sanata gerçek gücünü veren şey, sıradan olanı en yüce duyguyla ele almaktır.’’
Yazarımız, ‘’Umberto Arte ile Sanat, Twitter’da floodlar halinde yazdığım sanat yazıları ve resim incelemelerinin devamı niteliğinde ortaya çıkan bir kitaptır.’’ diyerek başlıyor önsözünde. Yani bu kitap anlayacağınız gibi bir ders kitabı değil. Antik çağdan başlayarak 20. Yüzyıla geleceğinizi düşünmeyin, akımlar, dönemler, sanatçılar kronolojik olarak anlatılmıyor. Tanıdığımız sanatçıları belirli bir düzene koyarak karışık şekilde anlatmış, bence gayet de güzel olmuş. Akademik dil kullanmaktan ziyade sohbet havasında bir anlatım tercih etmiş ki bu da yoğun bilgiyle boğmaktansa bilgilerin kalıcı olması adına çok daha faydalı bir yol. Eğer sanat tarihine ilginiz varsa ve nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, bu 3 kitap başlangıç için size fazlasıyla yetecektir. Tablolara, heykellere ve fresklere bakmak, insan eliyle yapılmış bu muazzam parçaları izlemek hepimize sakinlik, rahatlık ve eşsiz bir huzur veriyor. Ancak bakmayla yetinmek yerine araştırıp ‘neden bu renk, neden bu perspektif, hangi dönem’ diye öğrenmek çok daha mutluluk verici olacaktır. Çünkü ‘’’Sanattan zevk almak istiyorsan eğer, sanat kültürüne sahip olman gerekir.’ diyor Marx.” (Birinci kitap, syf. 235.)
İlk kitapta bizi Van Gogh, Da Vinci, Raffaello, Modigliani, Caravaggio, Klimt ve yakından tanıdığımız bir sürü sanatçı karşılıyor. Çok gördüğümüz ama kimin yaptığını bilmediğimiz tüm eserler var neredeyse. Arte’nin en başarılı bulduğum özelliği magazinden