"Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."
Bu kitap bir cümle ile anlatılsaydı sanırım bu cümle olurdu.
Eğer inanıyorsak tek bir kişi dahi olsak
evet değiştirebiliriz inandığımız şeyin arkasında durup gayret ettikçe mesele her neyse meyvesini verecektir belki biz hayattayken belki satırlar arasında anlatılarak...
İnandığımız şeyler için gayret etmemiz temennisi ile..
Kitap gerçek hayat hikayelerini anlattığı için oldukça etkilendim
Her şeyden bîhaber yaşamak dışarıdan mutlu bir görünüm verebilir
Ama bilerek yaşamakta çok acı
Bitmeyen hayaller ve dinmeyen acılar..
youtu.be/hgtnjknRHGg?si=...
Beş gün boyunca Faulkner'in dünyasında gezindim. Yoruldum, zorlandım, yer yer boğuldum. Ama iyi ki de okumuşum. Edebi tatmin açısından muazzam bir romandı.
Döşeğimde Ölürken 'i okurken de benzer izlenimler edinmiştim. Aslında önce yazarın öne çıkan eseri Ses ve Öfke'yi okumayı düşünüyordum fakat Abşalom Abşalom, bir başka kitabın içinden çıkıp beni kendine çekti. Bu romanın bir karakteri olan Qentin, Ses ve Öfke'nin baş karakterlerinden biriymiş. İki romanı da okumak isteyenler bu durumu dikkate alıp önce Ses ve Öfke. 'yi okuyabilir.
Eseri ne kadar anlatabilirim, bilmiyorum. Aslında tam olarak okuyabildiğimden de emin değilim. Kesinlikle ikinci kez okunmayı hak ediyor. Çünkü roman, yazım tekniğinin zor olması bir yana okurundan da oldukça çok şey bekliyordu. Faulkner sanki bize " Benim anlattıklarımı okumanız yetmez, görmelisiniz, siz de orada olmalısınız, acıyı siz de hissetmelisiniz" demek ister gibiydi. Tüm dikkatimi vermeye çalıştım ama yine de birçok boşluk kaldığına eminim.
Gene de düşüncelerimden ve hislerimden hareketle parçaları birleştirip birkaç paragrafta anlatmaya çalışacağım:
● Faulkner, duyguyu hikayenin önüne geçirmiş. Hikaye sıradışı değil. Film benzeri bir trajikliği var. Fakat anlatım olağanüstü. Paragraflar süren cümlelerle, uzun uzun tamlamalarla, alışılmadık betimlemelerle, akla gelmedik detaylarla bütün duyguları zerk ediyordu adeta okura. Bu duyguların menşei kimi zaman anlık ve kişiye mahsus kimi zaman toplumsal belleğin bir ürünü ve sonsuz bir zamandan geliyor izlenimi veriyor. Kin, hüzün, öfke, korku ama en çok da keder... Abşalom Abşalom, bir mimari eser olsaydı, Gotik tarzında olurdu eminim. Öyle
Abşalom, Abşalom!William Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2016300 okunma