Sıradan bir gün içinde yapılan her küçük hareketin kişiliği oluşturduğunu ya da çökerttiğini, bu nedenle de insanın gizli odasında yaptıklarını bir gün çatılara çıkıp haykırmak zorunda olduğunu unuttum.
Ahmet Ümit’in eserleri liseye geçtiğimden beri benim için yaz tatilinin olmazsa olmazıdır, kitaplarını okumaya başladığım an elimden düşüremediğimden dolayı okul varken okuyamam hemen tatilin gelmesini bekler ve açılışı da Ahmet Ümit ile yaparım.
Kayıp Tanrılar Ülkesi’de çıkacağını öğrendiğimden beri sabırsızlıkla beklediğim ve yks’den çıktığım gibi elime alıp okumaya başladığım ilk yaz kitabı oldu. Her zamanki gibi merakla hiç sıkılmadan sürükleyici bir şekilde okuduğum, her sayfasında yazarımızın diğer eserlerinde de olduğu gibi kültürel olarak aydınlandığımız ve mitolojiyi herkesin anlayabileceği şekilde öz bir anlatımla bize aktaran muhteşem bir eser olmuş.
Ayrıca sondaki misafirler geldiği andan itibaren sanki uzun zaman sonra tanıdığım biri ile karşılaşmışım gibi içime dolan o coşku…