Ayşegül’ü yine okulun kapısına büzülerek oturmuş, beni beklerken bulduk. Bizi karşılamak için koşarak gelip cuma günü ödevini güzel yaptığı için kazandığı çilekli tokasını uzattı.
“Günaydın öğretmenim.”
“Korkuyorum, Kaiden. Böylesi bir şey için yeterince güçlü değilim. Ya bu geleceğin gerçekleşmesini engelleyemezsem?”
Çocuk bir kahkaha atıp kızın yanağını okşadı. “Ah, Alex. Senden daha güçlüsü yok.” Eğilip kızın alnını öperken “Ben sana inanıyorum..” diye fısıldadı.
“Haberciye ne dediğinizi tam olarak hatırlıyor musunuz, Leydim?”
Brenna, “Herhalde, benimle evlenir misin, demişimdir,”diye mırıldandı.
Connor gülümsedi. Onu kendine doğru çekti ve başını eğip genç kızı öperek şaşırttı.
“Evet Brenna, seninle evleneceğim.”
İçim titredi. Kampın neden tehlikede olduğunu şimdi anlamıştım. Sihirli sınırlar güç kaybediyordu çünkü Thalia’nın ağacı ölüyordu. Birisi ağacı zehirlemişti.