Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lâzım.
Geçmişin yükünü bugünün omuzlarına koyma. Zira her sabah yeni bir rahmetle doğar güneş. Sen de her gün yeniden doğ.
Kırıldığın yerden kin üretme, olgunluk üret. Çünkü insanı yücelten intikamı değil, affı seçebilmesidir.
Gönlüne giren her acıyı düşman bilme; bazı yaralar seni hakikate uyandırmak için açılır.
Yol uzun, yük ağırsa bil ki yalnız değilsin. Yeter ki yönünü kaybetme.
Zira arayan bulur, sabreden ulaşır, seven ise hakikate varır.
Zor, insanı terleten bir yoldur; imkânsız ise yolun bittiğini sandığın uçurum.
Ama ben bilirim: Zor, adım ister… imkânsız ise inanç.
Zor yorulur, imkânsız diriltir.
Zor denersin, imkânsızda kendini ortaya koyarsın.
O yüzden başkasına “zor” der geçerim, kendime gelince “imkânsız”ı seçerim; çünkü ben kolay olanla değil, dönüşen tarafımla ilgilenirim.
Gökyüzünü öpmek isterdim, gözlerimle değil
dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan. Delilik mi dedin? Kim bilir...Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir
aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim
değil mi? Kim ne diyebilir ki?