Kişinin kendisine: " Yazını da satın alamazlar ya , yazın herkese açıktır. Din görevlisi de olsanız, beni çimenlerden uzaklaştırmanıza izin vermeyi reddediyorum. Kitaplıklarınızı istediğiniz kadar kapatıp kilitleyin;ama benim aklımın özgürlüğüne vurabileceğiniz hiçbir kilit, hiçbir kapı, hiçbir süngü yoktur," diyebilmesi için bir ateş parçası olması gerekirdi.
Hani Yunus'un " Bir ben var, benden içeri!" dediği gibi...
Bakınız, Zekai Dede de ne güzel söylemiş:
Ben ben değilem, ben dediğim sensin hep
Ruhum dediğim, sensin dediğim sensin Hep!
Dil veya simgeleyici süreç, algılarımızı tasarlama yolumuzdur. 'Concieve' ( anlamak ,kavramak , tasarlamak) sözcüğü toplumumuzda gebe kalmak anlamında da kullanılır ve bu benzeşim anlamsız değildir . Çünkü algılama eylemi , kişinin benliginde bir şeyi dünyaya getirmesini de gerektirir; kişi bir nedenden dolayı, gördüğü şeye karşı içinde bir tavrı, bir tutumu dünyaya getirmeye henüz hazır değilse, onu algılayamaz.
Amaçlılığı "maksat" ya da "istemlilik"ten ayırmak için bir ara vermeliyiz. Amaçlılık bir tür bilgi kuramıdır; maksat da istemlilik de değildir. Amaçlılık tepki içerir; maksat da istemlilik de içermez. Tekbenci olmayan amaçlılık, kişinin dünyasının yapısına iddialı bir tepkisidir. Amaçlılık, maksadı ve istemliliği mümkün kılan temeli sağlar.