okuyuan kisileri derin ayrimlara surukleyen kitap: Masumiyet Muzesi.
kitabi okuyan kisiler ya cok seviyor ya nefret ediyor, ortada kalan bir okurla karsilsmadim henuz. ben de cok sevenler grubunda olmaktan gururla bahsedecegim. begenimin sebebi hikayeyi begenmek desteklemek degil elbette beni derinden etkilemis olmasi.
bu kitap beni askin masumiyetini bozduguna inandigim kavramlarca yanilabilecegimi dusundurdu. bi cogumuzun sevismenin aradaki sevgiyi ve aski degersizlestirdigi, degistirdigi dusuncesi gecmistir aklindan. kitapta daha cok bunun aski derinlestirdigini birbirlerine daha cok baglandiklari anlasiliyor.
fusun disarida ayipladigimiz ama samimilestikce normallestirdigimiz bi karektere burunuyor. kitabin baslarinda kemal gibi fusunu da sevmedigimi dile getirmistim. cunku kemal gibi tasvip edilmeyecek bir durumda. ama aski hissettirdiginden mi yoksa gercek bi dost ya da kendimden bi parca buldugumdan dolayi mi bunlari dogallastirdim bilemiyorum.
beni iyiyle kotuyu dogruyla yanlisi sorgulatti. tum degerleri hice sayip, askin pesinden gitmek mi dogru olan yoksa askin icin degerlerinden vazgecmeden sessizce sevmeye devam etmek mi? herseyi goze almak mi? sevdigini sandigin ve hayatini onunla mutlu gecirebilecegine inandigin kadini birakmak? sevgi ile ask arasindaki farki sorguladigim bir donemde daha da cikmaza girdim. ask sandigimiz sey takinti mi? aci veren sey mi? kitapta sonsozde de aciklandigi gibi daha cok bu yonunden ele alinmis; o halde artik askina tamamen sahip olundugunda onunde baska hic bir engel kalmadiginda askin siddeti soner mi?
buyuk bir ask yasamak icin cok sevmek yeterli degilmis dogru sevmek onemli olan bundan dolayi asla mutlu olamadilar, birbirine karsi belki nefretleri olmasina ragmen cok sevdikleri icin beraberlerdi cok yasattilar ve cok
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukiyesi... evet ölmüş bir kadının hatıralarını okuyoruz hemde ne ölüm, okuyucuya asıl acı veren ölümü değil de onu ölüme sürükleyen yaşadıkları. Okuyucuyu derinden sarsan bir kitap. Baş karakter Fikret'in evli bir adama aşık olmasıyla başlıyor maceramız lakin bu onun ruhunun sonu oluyor. Ne kadar kurtulmaya, ona olan aşkından kaçmaya çalışsada kaderin acımasızlığından mı yoksa merhametinden mi bilinmez kaçamıyor. Bazı ruhlar ebediyetten tanışır derler işte bu umutsuz aşkın karakterleri de böyleydi, aşklarını bu dünyada kirletmektense ebediyen ve masumca yaşayabilecekleri başka bir dünyaya sakladılar.
Güzide Sabri Aygün'ün okuduğum ilk kitabıydı; kalemini, anlatış tarzını, hisleri okuyucuya hissettirişiyle çok beğendim. Aşkın insanda hissettirdiği ne kadar acısı varsa hepsini iliklerinize kadar hissettirken aynı zamanda insanın ruhî yalnızlığınını da melankolik bir tarzda yazımını okuyoruz, öyle ki bu hikayeye de başka bir tarz gitmezdi. İncelememi son bir alıntıyla noktalandırıyorum:
-Demek artık aşkımdan bile bahsetmekten beni men ediyorsunuz?
-Evet.
-Yarabbim, bu mümkün mü?
-Mümkündür. İnsan kalbini ezerek, bütün arzularını öldürerek yapamayacağını zannettiği şeyleri yapar. Bunlar insanın son gayretleridir.
Yazarın da dediği gibi bu, hikaye ile roman arasında bir kitap. Hikayemiz bir kasabadan, mavi kuş dediğimiz yolcu otobüsüne binen yolcuları ve onların hikayelerini anlatıyor kısaca. Anadolunun köy-kasaba samimiyeti insanın içini ısıtıyor. Kitabın son bölümü beni şaşırttı, Mustafa Kutlu’nun kitaplarında hep diğer kitaplardan farklı bir hissiyat hissettir bana. Ya şaşırtır, ya tebessüm ettir, düşündürür.
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Güzel bir hayat hikayesi. Maceralı bir kitap olmamasına rağmen beni içine çekti ve bir çırpıda bitirdim. Kitap bitiminde yüzümde bir tebessüm oluşturdu...
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
Filistinli bir ailenin evlerinden sürgün edilmeleri, ve yahudi bir ailenin oraya yerleşmesini, yahudilerin kendi milletlerine bile “evlerini terk ettiler bu evde oturmaya hakları yok bırakmasalardı, direnselerdi” diyerek yalan söylediklerinden sebep Filistin’i işgal etmediklerini aksine vaad edilen toprakların hakları olarak fetih ettiklerini düşündürtülen bir milleti, iki milletin de Filistini sahiplenme isteklerini, ve Filistin’in kısa tarihini anlatan güzel bir kitap. Tarihi olarak da doğrular yazılmış. Hem Filistinlerin gözünden hem Yahudilerin gözünden bakarak anlatılan akıcı bir roman. Son olarak Filistinli ve sürgün edilen Beşir’den bir paragrafla incelememi sonlandırıyorum.
“Kimin birleşmek için daha fazla hakkı var, Dalia? Filistin ile sözlü bir tarihi olmayan Rus Şaranski’nin mi? Yoksa, Filistin’e dil, kültür, tarih, aile ile bağlı ve Filistin’de bıraktığı avucunun kalıntıları ile Filistinli Beşir’in mi? Dünya bana kendimi birleştirme hakkımı, vücudumla avucumu birleştirme hakkımı borçlu değil mi? Neden avucumun kalıntıları Filistin’deyken ben kimliksiz ve vatansız yaşamalıyım?”
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,8bin okunma