Hünkar Orhan

Hünkar Orhan
@hunkarorhan
Tin her kıpıda eyleşmek zorundadır.
Öğretmen
Ege Üniversitesi
İzmir
63 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
“manevi göğün ışığını değiştiremesem de, baştan aşağı yeniden çizilmesi gereken bir evrenin aktarılmasında bu ve daha birçok değişikliği iletemesem de, en azından bu evrende yer alan insanı, yer değiştirdiğinde bedeninin değil, yaşadığı yılların uzunluğunu taşımak zorunda olan ve giderek ağırlaşan bu yükün altında nihayet ezilen bir varlık olarak tasvir edecektim mutlaka.”
Sayfa 349·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İzole ufak odan da ne düşlerde gezinmişsin be Proust.
“asla onun “tipi” olmamıştı. Buna rağmen Swann onu çılgınca, üstelik acı çekerek sevmişti. Bu çelişki daha sonra Swann’ı şaşırtmıştı. Oysa erkeklerin hayatta çektiği acıların ne kadar büyük bir bölümünün “tipleri olmayan” kadınlardan kaynaklandığı düşünülecek olursa, ortada bir çelişki olmaması gerekir. Bunun çeşitli nedenleri olabilir; her şeyden önce, “tipimiz olmayan” bir kadını başlangıçta sevmeden onun tarafından sevilir, böylelikle, hayatımızda, “tipimiz” olan bir kadın söz konusu olduğunda asla gerçekleşmeyecek bir alışkanlığın şekillenmesine izin veririz, çünkü o tür bir kadın arzulandığını sezer ve kolay kolay teslim olmaz, bize nadiren bir randevu bahşeder, hayatımızın her saatini işgal etmez; oysa hayatımıza yerleşen kadına ileride âşık olduğumuz takdirde, bir kavga veya bizi habersiz bıraktığı bir seyahat nedeniyle onu özleyecek olsak, sadece bir değil, yüzlerce bağın koptuğunu fark ederiz. Ayrıca, temelinde şiddetli bir fiziksel arzu olmadığı için, bu alışkanlık duygusaldır ve aşk doğduğu takdirde, beyin daha çok çalışır; bu bir ihtiyaç değil, bir romandır. “Tipimiz olmayan” kadınlardan sakınmaz, bizi sevmelerine izin veririz; daha sonra biz de onları seversek, yanlarında arzumuzu doyurmanın tatminini bile yaşamadan, diğerlerinden bin kat fazla severiz bu kadınları. Bu ve başka birçok nedenden ötürü, en büyük kederlerimizin “tipimiz olmayan” kadınlardan kaynaklanması, mutluluğumuzu bize en hoşlanmadığımız şekle sokarak yaşatan kaderin alaycılığının bir sonucu değildir sadece. “Tipimiz” olan bir kadın genellikle tehlikeli değildir, çünkü bizi istemez, tatmin edip hemen terk eder, hayatımıza yerleşmez; oysa aşkta tehlikeli olan, ıstırap kaynağı olan şey kadının kendisi değil, her günkü varlığı, her an ne yaptığına ilişkin merakımızdır, yani kadın değil,
Sayfa 325·Kitabı okudu
“Hiçbirimiz tek bir insan değilizdir, hepimiz ahlaki değerleri farklı çok sayıda insan barındırırız içimizde; ahlaksız bir Albertine’in varlığı, başka Albertine’lerin de var olmadığı anlamına gelmiyordu; o odasında benimle Saint-Simon’u konuşmaktan hoşlanan Albertine vardı;”
Sayfa 114·Kitabı okudu
Koşullar çok basitti. Etten ve kandan meydana gelmiş bir varlığa sahip olmak için özgürlüğünü veriyordu. Yemek ve ateş, tanrısının koruması ve yoldaşlığı, ondan aldığı şeylerin bazılarıydı. Bunların karşılığında tanrının sahip olduğu şeyleri koruyor, onun bedenini savunuyor, onun için çalışıyor ve ona itaat ediyordu.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Puan vermedi·416 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 19:47
Jung’un ağır dilini anlamakta zorlanan ve fikir hayatını şekillendiren ilk dönemi merak edenler için anlaşılır giriş niteliğinde bir eser. Kitabı Jung, Freud gibi büyük kişilerin bile kişisel durumlar söz konusu olduğunda nasıl bencilleşebileceğini gösteren bir anılar dizisi ya da ataerkil bir psikiyatrist düzeninin kendisini basamak olarak kullandığı dünyadan alacaklı olan Spielrein’in yüreğe dokunan yaşamını görmek için de okuyabilirsiniz.
Sabina Spielrein - Psikanalizin Unutulmuş ÖncüsüKolektif · Pinhan Yayıncılık · 201625 okunma