Okumam biraz uzun sürdü. İnce bir kitap ama elimde çok kaldı.
Bir kadının evde kendi başınalığı ve bunun içinden çıktığı çatı katı. Günlük yazımları olarak ilerlerken duygu girdapları, hastalık süreci ile gelen çaresizlik, yalnızlık, terk edilmişlik hisleri arasında gezinmek okurken ara vermeyi getirdi. Geçmiş ve şimdi arasında gidip geliyor satırlar. İlişkilerde sıkışmış ve tükenmişlik yaşayan bir kadının günlüğü. İçimizden biri…
“Hep bir şeyleri kaybetmeye meyilliyimdir, insanları bile, çok kolay kendiliğinden oluyor.”
“ Annemle babam beni hiç öpmedi ve o zamanlar annem sürekli ellerini yıkardı. Onların sevme biçimi buydu belki, belki de sırf sorumluluk bilincindendi. “
“Yaşlı Ferdinand karısıyla konuşmak zorunda kalmamak için o kadar çok okuyordu. Ne de olsa o zamanlar erkekler, kimsenin çalışma odalarına girmeye cesaret edemeyeceği bir otoriteye sahipti. Sevgili kayınpederim bu yolla alim oldu. “
“Her türlü eski korku, bilinmedik yeni bir korkudan iyidir.“