Hüseyin Karabulut

Hüseyin Karabulut
@huseyinkarabulut__
Memur
Lisans
9 Ağustos 1994
302 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Okuduğum kitabın kahramanlarını sevmek isterim; onları dostum farz ediyorum, hep kendileriyle beraber yaşıyorum ve yanımdan ayrılmalarını istemiyorum.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Reklam
İnebolu lu Oğuz Atay ın Tehlikeli Oyunlar isimli romanında bahsettiği gibi Beni hemen anlamalısın çünkü ben kitap değilim çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz yaşarken anlaşılmaya mecburum ben Van Gogh'un resmi değilim beni kaldırıp müzeye koyamazsınız..Romanındaki Van Gogh örneği de bu yüzden çarpıcıdır. Vincent van Gogh yaşarken büyük ölçüde yalnızlık yoksulluk ve anlaşılmamışlık yaşamış, eserlerinin değeri ölümünden sonra anlaşılmıştır. Bu söz ise buna bir itiraz gibidir..Bazen bir insanın en büyük korkusu ölmek değil, kimse tarafından gerçekten anlaşılmadan yaşayıp gitmektir..İnsan sevgiyi ve anlaşılmayı gelecekte değil hayattayken ister. Ölümden sonra gelen değer yaşarken hissedilmeyen eksikliği gideremz..
Yeni resim çalışmamın konusu ve hikayesi..
İnsanlığın çoktan terk ettiği uzak bir gezegende yaşayan yalnız bir astronot, Kurban Bayramı sabahına uyandı. Ne bir cami vardı yanında, ne bir insan sesi, ne de bayramlaşacağı bir dost. Çocukluğunu, bayram sabahlarını, ailesini ve kurban kesilirken edilen duaları hatırladı. Yıllardır uzaktaydı ama kalbi hâlâ aynı Rabbe dönüktü. Yanındaki koyun, uzun yolculuk boyunca ona arkadaş olmuştu. Zor zamanlarında yalnızlığını paylaşmış, sessizliğine ortak olmuştu. Bu yüzden elindeki bıçak ağır geliyordu. Sonra Hz. İbrahim'i düşündü. Kurbanın aslında et veya kan olmadığını, Allah'a ulaşanın insanın teslimiyeti olduğunu hatırladı. Asıl mesele sevdiğini değil, Allah'ın emrine olan bağlılığını ortaya koyabilmekti. Astronot diz çöktü. Başını göğe kaldırdı ve şöyle dua etti: "Ey Rabbim, Dünya'dan milyonlarca kilometre uzakta olsam da Sana yakınım. Bu kurbanı yalnızca Senin rızan için kesiyorum. Kabul eyle." diyerekten niyetlendi.. kendisini ilk kez yalnız hissetmedi..Çünkü kurbanın anlamı, insanın Rabbine yaklaşmasıydı. Ve bazen bir insan, bütün evrende tek başına kalsa bile kurbanı sadece bir ibadet olarak değil; insanın sevdiği şeyler karşısında Allah'a olan teslimiyetini göstermesiydi..
Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu?
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Yaptığı iyiliği başkaları duysun diye, kendisine daha fazla değer verilsin diye yapan, doğruluğu dillerde dolaşmak şartıyla doğru olan adamdan pek hayır gelmez.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam