Rastgele bir yaz günü. Saat dördün başı. Güneşin doğmasına daha var, henüz başlamamış telaşı. Havada serin bir esinti. Tenimi aşıp ruhuma işliyor rüzgar. Garip bir huzur.. Huzursuz ediyor, ama iyi. Nadir bir his hem, binde birmiş gibi..
Duygu ve Düşünce
"insanın kalbi, insanın yüküdür. ne mutlu yükünü itina ile taşıyana.” muhyiddin-i arabî
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uzun zamandır kitap okuyamıyorum uygulamaya önceden okuduklarımı ekledim. İki aydan fazla bir süredir sadece bir kitap bitirdim ve bu durumdan çok da şikayetçi olmayışıma şaşırıyorum. Eskiden böyle bir durum olsaydı en geç iki hafta sonra tekrardan okumalarıma geri dönerdim çünkü okumadığım her gün içimden bir parça eksiliyordu ve o günü yaşamıyor hissiyatına kapılıyordum. Üç yıl önce sınıf öğretmenliğini bitirdim ve şu an bir köyde öğretmenlik yapıyorum günde 90 km gidip geliyorum çünkü kendi aile evimde kalıyorum. Gün içinde bu kadar çok şey yaparken iki sayfa kitap okumamanın derin üzüntüsünü yaşardım ama şu an bu duygudan eser yok belki de çevrede konuşabileceğin hararetle okudukları veya etkilendikleri olaylardan bahseden insanların olmayışı beni bu duruma sürüklüyordur. Açıkcası günümüz değer yargıları da çok değişti herkes paranın ve görünümlerin kölesi olmuş. Böyle bir dünyada yaşadığını gördüğünde okuduklarının da herhangi bir manası gelmiyor gibi ve sana kattığı hiçbir şey yokmuş gibi hissettiriyor. Ne diyeceğimi bilmiyorum kendimi tamamen akışına bıraktım ve kitap okumadan da yaşayabiliyormuşum ama akışına bırakmak benim karakterime biraz ters geliyor çünkü kitap okuyarak bulunduğum bu sıkıcı gerçeklikten kopup uzak diyarlardaki insanların düşüncelerini okumak bana daha keyif verici geliyordu. Çok zeki bir insan olduğumu düşünmüyorum ortalama bir insan zekasına sahibim ama insanlar arasındaki o ince detayları fark edebiliyorum ve nerede nasıl davranmam gerektiğinin farkındayım. Yani aslında evet kitap okumak insanın işine bayağı yarıyor ama istediğim o ruh yok toplumda ya da benim kuşağımda. 2000’lerin dünyasında yaşamış olsaydım belki de kendimi daha mutlu ve huzurlu hissedebilirdim. Eskiden ne kadar az okumuş olursam hayata dair o kadar kesin yargılara
Bir kalbe huzur olabilmek, Bir gönülde dua olarak Kalabilmek, Dünyadaki en güzel Zenginliktir...
Gölgenin gölgesini arayan
Önce içini bilmeli içine dönmeli insan, iyilik istiyorsa, aşk istiyorsa, güzellik istiyorsa, sağlık istiyorsa, huzur, başarı, muhabbet... İstiyorsa, istemeden önce kendine şunu sormalı, ben bu istediklerimi hakeden biri miyim veya bende böyle miyim? Yani iyi, sevgi dolu, güzel, saygılı, ahlaklı birisi miyim? diye kendini tartmalıdır. Layık değilse eğer gelen sevgi gülü, çöpe atılmış gibi durmaz mıydı? Gelen para, bereketsiz olmaz mıydı? ve güzel biri yanında çirkin durmaz mıydı veya dışı güzel içi çirkin olan biride gelebilirdi bahtına.
İyi geceler… Umudunu da ümidini de yalnızca Yaradan’dan bekleyenlere. 🌙
Din