Masal Deyip de Geçmemeli
Masal ayağı yerde, yüzde yüz somuttan soyuta giden sanat eseridir. Uzun yıllar, yüzyıllar, insanların edindiği deneylerden, olaylardan ortaya çıkmıştır. Sanatın doğuşunda masal vardı dersek, yeridir. İnsanoğlu bütün duygularını, çektiklerini, özlemlerini masala koymuştur. Masal, yüzyıllar boyu bütün koşullarda insanların can yoldaşı olmuştur. Toprak gibi, daha doğrusu doğa gibi bir şey. Masalsız, efsanesiz bir insan dünyasını aklımıza bile getiremeyiz. Uzun insanlık tarihinde halkın tek tutunduğu dal masal olmuştur, dersek, o kadar yanılmayız.
İlkin masal vardı. İnsanoğlu doğa karşısında, olaylar karşısında içini dökmek zorundaydı, veryansın etti masala. İnsanoğlu kendine bir dünya yapmak zorundaydı, veryansın etti masala. İnsanoğlu yeni dünyalar özlüyordu, veryansın etti masala. İnsanoğlu kızıyordu, öfkeleniyor, gülüyordu, veryansın etti masala. İnsanoğlu öğüt vermek, kıssadan hisse çıkarmak istiyordu, veryansın etti masala. İnsanoğlu korkuyordu. Derebeyinden korkuyordu, doğadan korkuyordu, ağadan korkuyordu, yıldırımdan, hocadan, papazdan korkuyordu, canavardan korkuyordu,haramilerden korkuyordu, veryansın etti masala. Düpedüz, açık açık söylemeyeceklerinin hepsini masala döktü. Oedipus bir masaldır. Oedipusu bugün bile bir Anadolu masalında bulabilirsiniz.
Demem o ki, yüzyıllardan bu yana masal, halkın her türlü özlemini, derdini, deneyini koyduğu, kolaylıkla koyduğu bir tür olmuştur.