Kadınlar, onları dinî bir baskı olarak gördüğü başörtüsünden kurtararak medenileştirmeyi amaçlayan sömürgeci diskur ile onları kuşatma altındaki İslâmî kimliğin son siperi addeden milliyetçi ve gelenekselci söylem arasında hapsolmuştur.
Abd veya Avrupa'daki kadına yönelik şiddet kültürel,hele ırksal bir olay olarak değil, rasyonel bir şekilde ele almamız gereken sosyolojik bir olay olarak incelenir.
Buna karşın Meksika’da kadınların kadın olduğu için öldürülmesinin başkentine dönüşmüş olan Ciudad Juârez’deki kadın cinayetlerinin, “daha az medeni” olduğu için değeri düşen Meksika kültürünün doğasında olduğu düşünülür. Yine aynı mantıkla bu Meksikalı kadınların cinayete kurban gitmesi, doğal olarak medyada Sudan veya İran’daki Müslüman bir kadının taşlanmasından daha az yer bulacaktır; çünkü artık Müslüman ülkelerde kadınların taşlanması, Batı hegemonyasını yüceltmeye yarayan politik bir araca dönüşmüştür.