Kitabı alırken temennim Abdülhamit'in istibdat dönemini, İttihatçı'ların dönemini ve işgal yıllarını kapsayan ayrı ayrı üç istanbul dönemini anlatmasıydı. Kitap bunu karşılamakla beraber leş gibi bir aydın profil sunuyor ne yazık ki. Abdulhamidin sarayında olup sabah akşam Abdulhamide sönen, dine saymaktan ağzı yamulan, evlilerin daima eşlerini aldattıkları, bekar herkesin neredeyse fahişe olduğu korkunç bir istanbul. Baş karakter Adnan dahi iğrenç biriydi. sabrederseniz eğer, güzel bir dönem kitabı. Dönem güzel değilmiş ona yapacak bir şeyimiz yok. Eh.
Bir günde okudum. Bir solukta bitirdim. Kuraklık yüzünden tüm köylülerin köyü terk ettiği, geriye sadece yaşlı bir adamın kaldığı anlam dolu ve sürükleyici bir hikaye. Kör bir köpeği ile aylarca süren yaşam mücadelesi oldukça etkileyiciydi. Diktiği mısır fidesi için sarf ettiği çaba ve sonunda vardıkları sonuç biraz göz yaşartıcıydı. Yaşamak için, yaşatmak için, hayatta kalmak için nedeni olan baş karakterin kurtlar ile mücadelesini ara ara dinlenerek okudum. Okudukça nabzım yükseldi ve susadım… ah bir yeşereydi o mısır… bir yazı geleydi…