•Gezginin geçmişten gelen deneyimleri ve bilgi birikimi şu anki görüşlerine ve gelecekteki eylemlere rehberlik edecektir. Üretilmiş her nesne yani ürün üç değere sahip olarak tanımlanır: ilk olarak neşe getiren bir aşk nesnesi olarak; ikincisi, bize bilgi ve güç verebilecek bir nesne olarak; ve üçüncüsü, "bizi maddeye bağlayan...[ve] aşağı çeken zincirleri" sağlayan bir varlık. Gezgin sala bağlanma nesnesi olarak tutunursa, yolculuk nehrin diğer tarafında biter. Daha fazla seyahat mümkün değildir. Gezgin nesneye bağımlı hale gelirse ve onu geride bırakmak istemiyorsa, bir zamanlar gezgini asi nehirden kurtaran nesne, nehir geçilmiş olsa bile gelecek için ağır bir yük haline gelir. Böylece, geçiş başlamış olmasına rağmen (nehri geçmek), yerine getirme (eve dönüş yolculuğunun tamamlanması) engellenecektir. Sal, geçmişte bir avantaj sağlamış olmasına rağmen gelecek için bir engel teşkil etmektedir.
İman ve akıl arasındaki ilişkiyle ilgili olarak Papa II. John Paul
tarafından ifade edilen Katolik Kilisesi’nin resmi bakış açısını aktarabiliriz: “Akıl ve iman arasında herhangi bir rekabetçi mücadele
için bir neden yoktur; akıl imanı iman da aklı tamamlamakta, iman
aklı güçlendirmekte ve her ikisi öz-gerçekleştirim için kapasiteye
sahiptirler.”3 Benzer bir görüş de Katolik Kilisesi’nin
kateşizminde/ilmihalinde ifade edilmektedir: “iman aklı aşsa da,
iman ve akıl arasında herhangi bir gerçek çelişki asla olmayacaktır.
Kendi çocuğu yerine
başka bir annenin çocuğunu besleyen kadın kötü bir
anneyken, nasıl iyi bir sütanne olacaktır? Olabilir ama yavaş
yavaş; alışkanlığın doğayı değiştirmesi gerekecektir: Ne var
ki iyi bakılmayan çocuk da sütannesi ona anne şefkati
gösterene dek defalarca ölebilir