Çiğdem

Kendini özverili biri, bir yardımsever olarak hiç düşünmemişti, ama bu düşünce içinde usul usul filizlenmeye başladı. Bombay gibi bir kentin karşılanmamış gereksinimlerle, doyurulmayı bekleyen açlıklarla dolup taştığına hiç kuşku yoktu. Babasının eski bir arkadaşı, yaşlı bir hayırsever olan Bay Wazir'i aradı.Onun önerisi üzerine de, Daha İyi Bir Bombay İçin Toplumsal Dayanışma Derneği'nin yönetim kuruluna davet edildi.
Sayfa 245
Reklam
İşinin kolay olmayacağını anlıyordu. Önce Pathaklar ve Kısa Ganga, şimdi de Arifa kimse ona inanmıyordu. Onları suçlayamayacağının farkındaydı; gördüğü şey inanılır gibi değildi, kendisi ise olanları doğru dürüst anlatamayacak kadar heyecanlıydı. Peki ama, daha karısını bile inandıramıyorsa, geri kalanıyla nasıl başa çıkacaktı? Buddha nasıl becermişti, peki? Ya İsa, Muhammet ve öteki peygamberler? Hatta bugünkü dini liderler?
Ertelenen kitabı bitirme yolunda...
Arifa'nın kapıyı açmasını beklerken, aklında tek bir düşünce vardı: Vişnu'nun verdiği talimat. Duyduğu sözleri yaymak, insanları bilgilendirmek, onları Vişnu'nun tanrı olduğuna inandırmak zorundaydı. Evinin kapısında dururken, kendini yanşa başlamak üzere olan bir atlet gibi hazırlamıştı. Doğruca telefona koşacak, tanıdığı herkesi arayacak, hatta Times of India ile temas kuracaktı .
Sayfa 167
8/10
·160 syf.·
2021 15. kitabı
Öncelikle "fantazya" türü kitapları; anı,anlatı ve günlük ağırlıklı bir kütüphane seçimim olduğu için pek ilginç bulmazdım doğrusu. Ancak bu kitap ile gördüm ki hiç de öyle değilmiş ve bir hayli de keyifliymiş bu tür. Karin Tidbeck; İsveçli bir yazar ve iki tanesi türkçeye çevrilmiş üç adet kitabı var. Zeplin; sıra dışı ve okurken düşündüren hatta aşırıya kaçmadan ürperten , hayali âlemlere götüren mistik bir tat bıraktı bende, çok keyifliydi. En çok beğendiğim tarafı da sizi gerçeklikten koparmadan, salt uçuk bir kurgu dünyasına sokmak yerine anda kalmanızı sağlaması. Şimdi okunma sırası, yazarın "Amatka" isimli romanında, gün gelir diğer kitabı olan "Hafıza Tiyatrosu" da türkçeye çevrilirse okumak dileğiyle...
Edebiyat
ZeplinKarin Tidbeck · Aylak Kitap · 2014350 okunma
Bir süre önce köye bir grup yabancı yerleşmiş. İsveççe konuşamıyorlardı ama açık tenliydiler, bu yüzden babam onların S.S.C.B.’li ilticacılar olabileceklerini düşünmüş. “Sürekli ziyarete geliyorlardı,” dedi. “Başta bunun hoş olduğunu düşündük. İnsana kendini gerçekten iyi hissettiriyorlardı, anlarsın ya? Bize kendimizi genç hissettirdiler. Ama şimdi onların esiriyiz.” Bu bana saçma geldi. Ona gerçekte neler döndüğünü ve annemin nesi olduğunu sordum. Fısıltıyla şöyle dedi: “O senin annen değil. Benim gitmeme izin vermiyorlar. Bana geceleri bir şeyler yapıyor. Beni buradan götür.
Sayfa 107
Reklam