Bir erkek,en azından özgürdür.Tutkudan tutkuya, ülkeden ülkeye dolaşabilir,engelleri aşabilir,en erişilmez mutluluklara ulaşabilir.Bir kadın ise hep yasaklarla sınırlıdır.Elinden bir şey gelmez, boyun eğer, doğasından gelen zayıflık ve yasalar onu hep engeller. İstemi, şapkasına bir kurdelayla tutturulan tül gibi,rüzgarlarla uçuşur. Hep sürükleyen bir istek ve buna engel olan bir ahlak yasası vardır.
Kiliseye gitmeye, gümüş kapları öpmeye, bizden daha iyi yaşayan bir yığın maskarayı kendi kazancımdan semirtmeye hiç gereksinmem yok! Çünkü Tanrı’ya pekala bir ormanda,bir tarlada ya da eski insanlar gibi yalnız gökkubeyi hayranlıkla seyrederek ibadet edilebilir. Benim Tanrım Sokrates’in,Franklin’in, Voltaire’in, Beranger’nin Tanrısıdır!