Şiddetli istekleri, üzüntüleri, zevk deneyimleri hep taptaze olan hayalleri; gübrenin, yağmurun, rüzgârın, güneşin çiçeklere yaptığı gibi onu gitgide geliştirmişti.
Ona derecede sevgileri gizleyen bu gibi aşırı konuşmalara pek değer vermemek gerek diye düşünüyordu.Sanki ruhun doluluğu bazen en boş sözlerden taşmazmış gibi hiç kimse, hiçbir zaman, gereksinimlerinin, düşlerinin, anılarının ölçüsünü tam veremez. İnsan dili, çatlak tencereye benzer.Yıldızların kalbini
yumuşatmak isterken,ayıları oynatacak havalar çalarız.
Tutkular aleyhinde neden konuşmalı? Yeryüzünde bulunan tek güzel şey, kahramanlığın, coşkunun, şiirin, müziğin, bütün sanatların, en sonunda her şeyin kaynağı tutku değil midir?
Görev! Görev! Anladık tamam! Yahu! Görev yüce olanı duymak, güzel olanı yürekten sevmektir ama bize zorla kabul ettirdiği iğrençliklerle, toplumun bütün koşullarını, tüm göreneklerini benimsemek değildir.