Konuşmak, yazmak olaylara ya da hissettiklerimize anlam kazandırmak içindir; fakat bu kitap için ne söylesem ne yazsam kitaba anlam kaybettirecekmiş gibi hissediyorum.
Kitabı iki kez başlayıp bırakarak yarım bırakanlar kervanına katılmıştım. Doğru zaman ya da mekanda değildim sanırım. Sonra içimde oluşan bir okuma zamanı geldi hissiyle tekrar başladım. İyi ki başlamışım. Kısa bir inceleme yazarak buraya not düşeyim istiyorum.
Olaylar Selim isimli bir gencin intiharı ve bu intiharı yıllardır görüşmediği arkadaşı Turgut’un gazeteden öğrenmesiyle başlar. Bir arayışın romanıdır sanki Tutunamayanlar. Turgut, Selim’in intihar nedenini ya da kendisinin yıllar önce kaybetmiş olduğu kişiliğini bulacaktır sonunda. Roman her ne kadar Selim merkezli başlasa da ilerleyen sayfalarda Turgut bir başkahramana dönüşür. Kişinin çevresiyle yaşadığı uyumsuzlukları, iç sıkıntıları, sevinçleri,hüzünleri, umutları, hayal kırıklıkları kısacası bir hayata dair her şey anlatılıyor kitapta. Yazarın yer yer kullandığı mizahi dil, hüzünlü bir gülümsemeye sebep oluyor. Çoğu yerde sizi size anlatıyor gibi hissediyorsunuz.Son olarak kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum:
“Güzeli anlatamamak, rüyada bağırmak isteyip de sesi çıkmayan insanın dehşetine düşürüyordu onu.”(beni de)
Herkese iyi okumalar.