“Dünya hepimizi değiştirdi ama Ey Ebu Ubeyde seni değiştirmedi.” Aslında hz. Ömer de değişmemiştir. Fakat o, Ebu Ubeyde’nin halinden memnun olduğu için bu sözleri söylemiştir. Ne çıkarıyoruz buradan? “Ancak dünyaların değiştiremediği adamlar Kudüs’ün kaderini değiştirebilirler.”
Hırsızlık camiasının reisi muhtara göre, insanoğlunun imal ettiği şeylerin ancak yüzde yirmisi oun ihtiyaçlarının yüzde seksenini karşılarken, imal edilen şeylerin yüzde sekseni de ihtiyaçların kalan yüzde yirmisini karşılıyordu….. Buna göre imalatçıların yüzde yirmisinin ürünü olan ekmek, kumaş, tuğla, orak, Çekiç, traktör, şimendifer gibi mallar ihtiyaçların yüzde sekseni iken, pasta, smokin, köşk, Rols Roys ve altmış metrelik hususi yat gibi şeyler de, insan oğlunun toplam ihtiyaçlarının sadece yüzde yirmisiydi. İşte hırsız camiası da zaten bu yüzde yirminin peşindeydi. Aslında yaptıkları işe hırsızlık demek iftira olurdu. Çünkü onlar, tarihöncesi atalarımızın yaptığı gibi toplayıcılıkla geçiniyorlardı.
Gelelim biz kutlu doğuma… Alemlerin nura kavuştuğu o doğuma… Zulümatın ve karanlıkların, sirace’n-münir ile aydınlığın en zirvesine vardırıldığı o doğuma… O Doğumla aslında tarih yeniden yazılıyor. O Doğumla bambaşka şeyler oluyor. Âlemler hakikaten asıl sahibine, reisine, sultanına kavuşuyor. Bu ifadeler İncil’de İsa aleyhisselam’ın dilinden şöyle ifade ediliyor: “Ben gideyim ki âlemin reisi gelsin!”