O çöl, sadece Hz. Hüseyin ve beraberindeki yetmiş iki canın mübarek bedenlerinin paramparça edildiği bir yer değildir; Kerbela, insanlığın, merhametin ve adalet duygusunun da paramparça edildiği yerdir. Peygamber çiçeği Hz. Hüseyin, haksızlığa, zulme ve karanlığa karşı boyun eğmemenin bedelini canıyla, evlatlarıyla ve her şeyini feda ederek ödemiştir. Oklarla, kılıçlarla parça parça edilen o aziz bedenler, aslında asırlar boyu sönmeyecek bir meşalenin, asla eğilmeyecek bir duruşun harcı olmuştur.
Bugün tencerelerde kaynayan Aşure, sadece bir geleneğin ikramı değil, Kerbela'da parça parça olan o yüce ruhların, tek bir Hak davası etrafında yeniden bir araya gelişinin, birliğin ve matemin sembolüdür. Kerbela parçalandı, canlar toprağa düştü ama onların savunduğu adalet ve onur sancağı asla yere düşmedi.
Bugün bizlere düşen; o paramparça oluşun acısını yüreğimizde taşırken, Hz. Hüseyin'in bıraktığı o soylu mirasa, yani her ne pahasına olursa olsun doğrunun ve mazlumun yanında durma iradesine sahip çıkmaktır. Kerbela şehitlerini, Şah-ı Şehidan