arun

arun
@i0413
any pronouns
1 Bıçağımı dudaklarımda bileyledim az sonra şarkındayım Yağmur öyle çok ki sanki ters okyanus, elbet farkındayım Sıkı sıkıya kapatmışsın bedenini, ruhunu bulmaksa kaza Sanki biri var, gittiğin yolda adalet yok diyor Kuzgunun tüylerinden kayan damla siyah mı mavi mi Esmerlere rakı çok fazla yakışırmış, bunu şimdi anladım Terazim üç kefeli, şaşırma, üçüncü kefede kefenim duracak Bu gelen otobüs benimki değil, beklediğim durak salıncak İleri geri gidip gelen bir dünyadayız, dönmüyor aslında Bak, şu paçalı güvercinler de bir ileri bir geri Bak, evimizdeki huzursuzluk da öyle İleri geri gidip gelen hayatların dansı öğrenilmiyor işte Sen sağ adımmı atsan o sol adımını atıp öne eğiliyor Sen sol adımını atsan o parmak uçlarında yükseliyor nedense Uyumsuz ve sahte ne kaldıysa sadece bizi seviyor Ali
arun
2 Sanki ikimizden biri var, o çağırdı mı öteki hemen yolcu Topladığı bavulu tekmeliyor, kediyi tekmeliyor, suyu tekmeliyor Özleyebileceği her şeyi tekmeliyor ve durağa iniyor Bu gelen otobüs benimki değil, benimki sabaha karşı geçer Nasılsa benim bindiğim otobüslerde boş yer çok Başına kâğıttan eşarp bağlamış bir genç kız görmüştüm Üstünde leopar dersinden kırmızı bir mont ta seksenlerden Sorbonne'dan mezun sanki gözyaşı döktüğü tek gözü Diğer gözü sevgilisini terk eden sıradan bir köylü, yazlık işçi Cam kenarına oturmuş, mütemadiyen dışarı bakıyordu kız Dışarısı bildiğin şehir: Kapkaç, dalavere, iftira ve melankoli Dışarısı bildiğin cehennem: Özürsüz erkekler pazarı Elinde saatler önce bir kez ısırılmış bir simit
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gecenin tahliyesi gecikince Çekinme şehrin açık açık konuşmasından Kimsenin bilemediği bir totem gibi dur olduğun yerde Sana da adres soran bir rüzgâr çıkar elbet, eser geçer saçların, ellerin, elbisen gitmek isterse peşi sıra eğer Bırak, her şey, ne varsa gitsin Limandaki o iskele hepimize yeter Yaklaş çocuklara, sen de bir adres sor hepsine teker teker Muamma nerededir, serbestlik nerede hüküm sürer Bak, yolculuk nasıl da güzelleşecektir birdenbire Hem, üzülme, ayrılık nedir ki, en fazla bir ömür sürer Gecenin tahliyesi gecikince Çekinme şehrin açık açık konuşmasından Bir yara bul kendine, kabuğuyla oyalan Sebep yoksa, zamanı gelince nasılsa unutulur neticeler Ali
arun
nedensizce geyikli geceyi hatırlattığı için listeye eklendi
Birazdan akşam olacak. Günün, çaresizlik kalemiyle bir kenara yazdığı 'savaş' ölülerine, gece, yeni bir sayfa açacak. Karanlığın merhametine sığınan binlerce insan, gidecek hiç­ bir yeri olmadığı halde yollara düşecek. Yine de hiçbir bom­ba, bir çocuğun gözlerinden büyük çukur açamayacak dün­yaya. Biz, düşen borsa, yükselen döviz, azalan onurumuzla biraz daha siyah, ama bizden uzak bir savaşın aptal huzuru ile döneceğiz evlerimize. Çizgili pijamalarımızı giyinip, birer şiddet tapınağına dönen 'sıcak yuvalarımızda', katillerimize secde içinde, ölümlerimizi seyretmeye ve çocuklarımızı sev­meye devam edeceğiz... Çekilme Suları
arun
Erbaş ve Rilke.
Birazdan akşam olacak. Günün, çaresizlik kalemiyle bir kenara yazdığı 'savaş' ölülerine, gece, yeni bir sayfa açacak. Karanlığın merhametine sığınan binlerce insan, gidecek hiç­ bir yeri olmadığı halde yollara düşecek. Yine de hiçbir bom­ba, bir çocuğun gözlerinden büyük çukur açamayacak dün­yaya. Biz, düşen borsa, yükselen döviz, azalan onurumuzla biraz daha siyah, ama bizden uzak bir savaşın aptal huzuru ile döneceğiz evlerimize. Çizgili pijamalarımızı giyinip, birer şiddet tapınağına dönen 'sıcak yuvalarımızda', katillerimize secde içinde, ölümlerimizi seyretmeye ve çocuklarımızı sev­meye devam edeceğiz... Çekilme Suları
arun
Sado-mazoşist bir hazla, doğrudan hedefi olmadığımız her saldırı, bize ge­niş soluklar aldırıyor. Hak edilmemiş, kendinden menkul bir güvenlik duygusunun zavallı rehavetiyle, başkalarının öldü­rülmesine, oturduğumuz yerden, öldüren adına -öldürenin dahi aklına gelmeyen- haklılık nedenleri üreterek güvenliği­ mizi güçlendiriyoruz! Üstelik utanmaz bir merhamet duygu­su eşliğinde ve "can çekişenlerin dik kafalılığı" (Rilke) ile...
Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben. Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını. Yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık, yüzün her bulutlandığında. Nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep. Sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde. Sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine. Gökkuşağının altından geçen çocukların şımarıklığıydı, kâküllerini her araladığımda gövdemdeki ürperti. Ağzımdaki meneviş sendin insanlara şiirler okurken. Bütün öksüzlerin kederiyle baktım yüzüne, ne zaman geleceği düşündüysem. Bir haksızlığı haykıran herkese senin soluğunu verdim. Bütün hapislerin penceresi yaptım seni. Sonra tuttum kenar mahallelerin yalnızlığını gösterdim, bir özür, bir bağışlanma umuduyla. Kirpiklerinin ömrüme açtığı yolda yaptım bütün kavgalarımı. Söze inandım, gövdene ondan çok. Dönüp dönüp sana geldikçe anladım özgürlüğün aşk olduğunu. Alışkanlıklara yenilmedim ben, seni bir alışkanlığa dönüştürmek istemedim yalnızca. İnsanın Acısını İnsan Alır
arun
Ya sen bu ülkede doğmasaydın, ya ben aşkı herkes gibi bilseydim.