arun

arun
@i0413
any pronouns
Ortada bir suç varsa, sevgideki özgürlüğün çoğaltılmasına çalışmamaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz sanatçılar, aklımızdan bir an olsun çıkmayan bir mükemmelin hayalini ararız; işte sen benim için o hayalin vücut bulmuş hali oldun. Seni taparcasına sevdim. Seni konuştuğun herkesden kıskandım. Seni kendime saklamak istedim. Yalnızca seninleyken mutluydum. Sen yanımda değilken de benimleydin; sanatımdaydın... Elbette sana bunlardan hiç söz etmedim. Söylemem imkansızdı. Beni anlayamazdın. Ben bile kendimi anlayamıyordum ki. Tek bildiğim, bu muhteşem güzellikle göz göze geldiğimde dünyanın gözümde cennete dönüştüğüydü.
Sayfa 132
Rezil uyandım o sabah. Yastığın nemi yanağımı terk etmeden hatırladım gittiğin geceyi. Sobalı evlerin kömürlüğünde geçen çocukluğumdan başlayıp sensiz kaldığım geceye kadar tanığı olduğum tüm haksız vedaları hatırladım. Kişisel tarihimi, dünyanın bütün doğal felaketlerine yazdım. Yataktan kalkmak için çabaladığım her anda, biraz daha gömüldüm anılarımın timsah kokan bataklığına. Sen, ey melek, sen! Kanatlarını açmayı unutup kendini boşluğa bıraktın ya, o geceden beri rüyasız uykulardan uyanıyorum. Kitaplardan başka nefes alacağım balkon kalmadı gerçeklikler şehrinde. Bilinen en eski usulle süngere dalan avcıdan farkım yok, öyle dalıyorum yazının okyanusuna. Her vurgunda, bir sonraki kitaba açıyorum ciğerlerimi. Parçalansa bedenim korkmam, kaç kere yeniden çizdim kendimi defterlerime. Sen, ey fısıltılı şarkı, ardında hesaplaşması bitmeyen bir tarçın kokusu bırakıp gittin ya, işte o geceden beri lanet okuyorum aklını çelen yıldızların puştluğuna. Göz kırpmasalardı sana, düşmezdin gecenin idam etmeyi seven karanlığına. Her cellat önce kendisinin katilidir, belletiyorum bunu kendime. Bil ki, hâlâ akıl erdirmeye çalışıyorum "yaşamak" denen bu sudan ve ateşten mürekkep oyuna. Gırtlağıma kaçmış bir harfle uyandım o sabah. Öksürdüm, tıksırdım, kustum çıkaramadım nefes borumdan. Dursun orada, kısık ateşte öldürsün beni. Sağ ayağımın önüne sol ayağımı koydurmadan, yaşlılığıma bir adım daha attırmadan gebertsin. Hem artık yürümenin hiç yolu kalmadı benim için. Değil mi ki rüyalar, gün boyu sakatlanan zihinlerimizin koltuk değnekleri. Okuduğum bütün o kitapların harflerini altüst edip kesip parçalayıp olmadık yerlerinden birbirlerine ekleyip bulmuştum bu cümleyi. Belki de tanımadığım biri söylemiştir, artık ne önemi var? "Kediler güzel uyanır!" Sen, ey ruhuma şifa veren büyücü,
Dünyanın tüm müzik uzmanları istedikleri kadar haklı olsun. Ben yine de kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim.
Sayfa 238