arun

arun
@i0413
any pronouns
Bu kıvırcık ateşten yalanlar 300.000 Kimi sularca inanıyorum kimi zulüm yakıcı Çocuksu, deli deli zincirler boğuntusu gök Elimde kolumda senin seslerin var gel de aldırma Kadınları çıplak görüyorum koşup seni soyuyorum Bir açıcı gerdanlık görsem boynun aklıma geliyor bilemezsin Seni kentlere seni bankalar seni seni 300.000 Seni zamansız ölümlere karşı koyuyorum hep aklımdasın Yükün ağır, bir irisin bir ufaksın yetiştiremiyorum 300.000 Kapattığımız sağnak akşamları açtığımız sabahları 300.000 Elimden tut beni acar balıklara alıştır Tekin durmayı öğret acıkmış aç kayalarda Gel anasız pencereme perde ol kurtulayım Kalk ellerini yıka bize gidelim Soyunur dökünür odalarda konuşuruz Bir o kaldı 300.000 Odalara kapanmak odalarda konuşmak odalarda ölmemek Canımız çekerse sevişiriz de kalk gidelim Üç sokak ötede bir ev var yeşil gibi sana onu gösteririm Konuşur sevişir dövüşürüz 300.000 Benim yırtıcı kuşlara tutkum işte bundan ötürü Yadırgamadan gökyüzüne aşka acıkmaya alışkın Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam Senin ağustos çeşmeleri yüzüne özlemle eğiliyorum Bir karşı durulmaz istek bir telaşla kendiliğinden Bir serin renk anlıyorum aydınlık gözlerinden sorma
Reklam
İnsanlık tarihini özetle derdin bana, kolay: Mağara Adamı ile Mağaza Adamı arasındaki süre topu topu; ama bu şerefsiz sonbahar yoktu olay esnasında, şimdi var. Şimdi suyun kaldırma kuvveti, yerçekimi, merkez kaç bitti; biz başladık. Şimdi sonbahar var. Mağara yine geldi. Kendi mağaranın duvarlarına çiz beni sapı kırık kristal bir usturayla incelikle. Seyrelsin dışarıdaki titreşim ve saat bilmem kaç itibariyle hareket edecek olan taşıtlar. Onlar bizim suskunluğumuzla hep yaşıtlar. Cehennemin kuyuları cennetin kalelerinden daha yüksekse madem, düş yanıma, kıvrıl uyu, öyle buruş, yeni öldürülmüş ucuz ama şık üstüne kan sıçramış, beyaz bir gömlek gibi. Ali
1 Bıçağımı dudaklarımda bileyledim az sonra şarkındayım Yağmur öyle çok ki sanki ters okyanus, elbet farkındayım Sıkı sıkıya kapatmışsın bedenini, ruhunu bulmaksa kaza Sanki biri var, gittiğin yolda adalet yok diyor Kuzgunun tüylerinden kayan damla siyah mı mavi mi Esmerlere rakı çok fazla yakışırmış, bunu şimdi anladım Terazim üç kefeli, şaşırma, üçüncü kefede kefenim duracak Bu gelen otobüs benimki değil, beklediğim durak salıncak İleri geri gidip gelen bir dünyadayız, dönmüyor aslında Bak, şu paçalı güvercinler de bir ileri bir geri Bak, evimizdeki huzursuzluk da öyle İleri geri gidip gelen hayatların dansı öğrenilmiyor işte Sen sağ adımmı atsan o sol adımını atıp öne eğiliyor Sen sol adımını atsan o parmak uçlarında yükseliyor nedense Uyumsuz ve sahte ne kaldıysa sadece bizi seviyor Ali
Gecenin tahliyesi gecikince Çekinme şehrin açık açık konuşmasından Kimsenin bilemediği bir totem gibi dur olduğun yerde Sana da adres soran bir rüzgâr çıkar elbet, eser geçer saçların, ellerin, elbisen gitmek isterse peşi sıra eğer Bırak, her şey, ne varsa gitsin Limandaki o iskele hepimize yeter Yaklaş çocuklara, sen de bir adres sor hepsine teker teker Muamma nerededir, serbestlik nerede hüküm sürer Bak, yolculuk nasıl da güzelleşecektir birdenbire Hem, üzülme, ayrılık nedir ki, en fazla bir ömür sürer Gecenin tahliyesi gecikince Çekinme şehrin açık açık konuşmasından Bir yara bul kendine, kabuğuyla oyalan Sebep yoksa, zamanı gelince nasılsa unutulur neticeler Ali