A bütün dünya güzellerinin hasretini çektikleri güzel, senin o güzel yüzün...A iki kaşı, zahitlere kıble kesilmiş güzel...Çırçıplak senin ırmağında yüzeyim, dalgalar yutayım diye bütün sıfatlarımdan soyundum gitti.
A gönül, bir sen varsın, bir de onun derdi; derman da budur zati. Gamlar ye, bir söz etme, buyruk böyle. Dileğin başına birazcık bastın mı, köpek nefsi boğazladın gitti; kurban da budur işte.
“Galib’i sabırsız bir hale getiren, varını yoğunu elinden alan, perçemindir.
Aşıkları şaşırtan, kendilerinden geçiren, aynaya benzeyen yüzündür, güzelliğindir.
Gerçi herkesin gönlünde dönüp dolaşan sensin; fakat
Senin gönlünde hangi aşık var; senin gönlün kimdedir?”
“Ey Hilal kaşlı, doğrusu bu: gönlün meyli sana; doğrusu, mihraba bakışım bile eğrice bir tarzda. ‘Ra’ harfine benzeyen kaşından dönsen bile bu dönüşüm riyadır ancak. Ya doğru olmuş, ya eğri olmuş; doğru bir iş etmişim yahut yanılmışım; ne olmuşsa olmuş; seni sevdim ben.”
“Kimi vakit ikrar edip, kimi vakit inkardan gelerek aksini, duvardaki aynadan seyrederim. Bu suretle yabancılardan gizlerim ama, gizlesemde açıklasam da benim canımsın sen.”