Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birinci Dünya Savaşı'nın en önemli sonuçlarından birisi de Almanya, Rusya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu gibi çok milletli imparatorlukların dağılmasıdır. Bu dağılmayla birlikte savaştaki yenilginin bedeli İttifak Devletleri'nin savaşa girmede mutlak yetkiye sahip hükümdarlarına kesilmiştir. Almanya'daki Hohenzollern Hanedanı ile Avusturya'nın Habsburg Hanedanı savaşın hemen akabinde yenilginin baş sorumluları olarak alaşağı edilmişlerdir. Osmanlı Hanedanı'nın durumu ise çok farklıydı. Teorik olarak devletin başında Osmanlı sultanı olmasına rağmen Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın aksine Osmanlı hükümdarının savaşa girişte ve savaşın gidişatında hiçbir etkisi yoktu.
Rusya ile Fransa'nın aynı anda seferberlik ilanıyla Almanya'nın tek cepheli bir Avrupa savaşı planları suya düşüp, İngiltere'den beklediği tarafsız tutum da gerçekleşmeyince Almanların savaşı yaymaktan başka çaresi kalmamıştı. Almanya'nın Osmanlı Devleti ile yaptığı ittifaktan beklediği iki şey vardı: Birincisi, Rusya ve İngiltere gibi Osmanlı'nın sınırdaş olduğu ülkelere yeni cepheler açarak Almanya'nın Avrupa'daki cephelerde karşı karşıya kaldığı askerî yoğunluğu azaltmak. İkincisi, Osmanlı Devleti'nin hilafet gücünden yararlanıp, savaşı İtilaf Devletleri'nin sömürgelerine yaymak. Böylece mümkünse oralarda isyanlar çıkartıp düşmanlarının canını yakmak veya en azından sömürgelerden Avrupa cephelerine gelecek askerleri Batı Cephesi'nde rahatça kullanmalarını önlemek.