Ayağa kalktı: Hâlâ Fatih'i anlatan doktor Haldun'a, "Haldun" dedi; "ben Fatih'i matihi anlamam; benim mizacıma Sultan Süleyman uygun gelir. Perikles asrında Atinalı, Marcus Aurelius ahdinde Romalı, On Dördüncü Louis devrinde Fransız olmak isterdim; Sultan Süleyman zamanında da Osmanlı."
Adnan da ayağa kalktı: "Ben taş devrinde Türk, tunç devrinde Türk, altın devrinde Türk olmak isterdim. Bütün hilkat devirlerinde Türk, devirsiz hayatlarda Türk, hayatsız devirlerde Türk!.. Türk doğmak, Türk ölmek! Türk, Türk, Türk!.."
Memleketin zaten neresi benim? Ereğli'de kömür Fransız! Haydarpaşa'da demir Alman! Yalnız Yemen'de dökülen kan Türk! Üstünde ölüp altında gömülecek kadar bir toprak; bu mu memleket? Elçi tercümanlarının çiğnediği leşe siz Osmanlı İmparatorluğu mu diyorsunuz?
İttihatçılara göre, Batı'nın modernleşmesinde Fransız İhtilâli'nun savunmuş olduğu düşünceler merkezi bir rol oynamıştı. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin siyasal ve sosyal yapısının modernleştirilebilmesi için Fransız İhtilâli'nin benzerinin Osmanlı'da olması gerekiyordu; ancak Fransız İhtilâli'ni doğuran ekonomik, sosyal ve siyasal şartların Osmanlı Devleti'nde olmayışı İttihatçıların görmek istemediği bir gerçekti.