ayşe Kızılaslan

ayşe Kızılaslan
@ibosum
Yorgunum, Çünkü Yorgunlugumun Yasamak Gibi Bir Anlamı Var https://1000kitap.com/yazar/ahmet-kaya
Paylaşarak Destek Olur Musunuz
İç Sesim kitabımı okuma listenizde görmek isterim. Ücretsiz İndirmek için heft-reng.blogspot.com/p/e-kitaplar.html Kitabımı okuduğunuzu, alıntı paylaştığınızı ve incelemelerinizi görmekten mutluluk duyarım.
Reklam
Tolstoy diyor ki: “Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman, hayatı önemsememeye başlıyorsun."
Edebiyat
~Yetmediklerine kızmayacaksın, çekmediklerine şükredeceksin...
Edebiyat
Okursanız sevinirim.
20 yaşında genç delikanlı otobüsün camından bakarken birden bağırdı. -Baba; arabalar, arabaları görüyor musun, bizle geliyorlar. Babası gülümsedi ve mutlulukla saçını okşadı. Genç bir süre daha dışarıyı izledi ve sonra birden bağırdı. -Bulutlar baba, bulutlar harika Baba gülümseyerek oğlunu izledi. -Baba ağaçlar dedi aniden delikanlı. Onlar hep geride kalıyor dedi. Arkada oturan yaşlı adam, bu bağrışmalardan rahatsız olmuş olacak ki; Babanın omzuna dokundu. Beyefendi oğlunuzu iyi bir doktora götürmelisin. Problemi var herhalde. Baba geriye dönerek "o zaten iyi bir doktordan geliyor. Oğlum doğuştan kördü ve ameliyat sonrası gözleri açıldı" dedi... Herkesin bir hikayesi var. Ne çabuk yargılıyoruz insanları ve ne çabuk tanılar konuyoruz değil mi? O kadar hızlı kararlar veriyoruz ki insanların yaşadığı hikayeler bizim için pek önemli olmuyor.
Hikaye
«Orta Amerikada bir ülkede darbe oluyor. Bütün sanatçılar, yazarlar, şairler, bilim adamları, öğretmenler içeri. Görüş yok. 2 hafta, 3 hafta, 6 ay, 1 yıl. Dünyadaki bütün hukuk örgütleri, demokratik örgütler araya giriyorlar: "İnsanları içeri attınız dört duvar arasına, bari 1 seferlik bir görüş günü düzenleyin. Sevdikleriyle görüşsünler." Geri adım atıyor darbeciler, peki diyorlar. Bir kişi, ailenizden sadece bir kişi gelebilir diyorlar tutuklulara. Kim gelsin istiyorsanız adını yazın." Bir şair kızının adını yazıyor. Kızı 7 yaşındaydı o dört duvar arasına konulduğunda. Şimdi 8 yaşındadır. Bir kapalı spor salonu, ortada masa. Masanın bir yanında tutuklular. Herkesin gözü kapıda, herkes sevdiğini bekliyor. Şairin kızı geliyor elinde bir kağıt tam babasına doğru gidecekken, kapıdaki görevli: "Dur! Nedir o elindeki?" "Siz babamı buraya koymadan önce ben okula hazırlanıyordum. Babam bana defterler, kitaplar, boya kalemleri almıştı. Ben o boya kalemleriyle babama bir resim yaptım." "Ne resmi?" "Kuş." Görevlinin önünde bir defter, açıp bakıyor 'Kuş resmi içeri giremez' Görevli kağıdı alıp yırtıyor "Hadi şimdi git babana!" Çocuk gözyaşları içinde oturuyor babasının karşısına. 5 dakika sonra "Görüş bitti, herkes dışarı!" 1 yıl daha geçiyor aradan. Şair yine kızının ismini yazıyor. Yine aynı yer. Şair kapıya bakıyor. Kızı kapıda beliriyor daha da büyümüş, güzelleşmiş. Elinde yine kağıt... Görevli: "Dur, nedir o elindeki?" "Geçen yıl geldiğimde babama bir resim yapmıştım, yırttınız. Şimdi başka bir resim yaptım." "Ne resmi?" "Ağaç" Görevli açıyor kara kaplı defteri çeviriyor, çeviriyor, bakıyor. Ağaç resmi yok. "Ağaç resmi yasak değilmiş, gir içeri." Kız koşarak giriyor babasının yanına. Şair mutlu çünkü 2 yıl sonra kızını ilk kez gülerken görüyor. "Babacım bak sana resim
1000Kitap
Reklam