Kısmetini böyle arıyacaktı. Gök Türk devletini
kurmak için bayrak açan bir tegine raslarsa ona
uyacak, raslamazsa Ötüken’e kadar uzanarak bu
kutlu yurdu görecekti.
Nihayet, uzun tartışmalardan sonra bir sonuca
varılabildi: atılganlıkları ve korkusuzlukları
dolayısıyla Çin’in içinde kalmaları tehlikeli
görülen Türkler yeniden eski yurtlarına
gönderilecekti. Bu karar Vey-çing’i yıldırımla
çarpılmış gibi sarsmıştı. Son defa söz alarak:
- “Bu kararla Kür Şad’a karşı yenilmiş
olduğumuzu kabul ediyoruz; onun istediği de
bundan başka bir şey değildi” dedi.
Önceleri sutra ustası olan De Shan, zen ustası Long Tan’ı ziyaret eder. Sohbete dalarlar. De Shan çok şeyler anlatmakta, çok şeyler sormakta, öğrenmek istemektedir. Long Tan çay ikram eder konuğuna. Fincanı doldurur, doldurur, fincan taşar...
De Shan, “Aman usta,” der, “dikkat, taşıyor!”
Long Tan yanıt verir: “Sen de işte böyle ağzına kadar dolmuş
taşıyorsun. Ben bu halde sana ne verebilirim? Bilgeliğe açık olmak istersen, boşalmalısın!”
“Fincanı iki elinle tutarken, aynı anda
dolduramazsın; kılıcı bir yandan bilerken, aynı anda keskinliğini
sulayamazsın”. Yorumlarda bu iki atasözü şöyle de anlaşılıyor: “Fincanı çok doldurma, taşar; kılıcı fazla bileme, körleşir!”