İbrahim bedir

İbrahim bedir
@ibrahim_44
14 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Gizlenen'in Zamanı Geldi
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Ender rastlanan kalitede kurgu ve sağlam tarihi temeller üzerine kurulmuş, usta bir mimar tarafından insanın zihninde tuğla tuğla örülen olaylar silsilesi. Arif Ergin ile sıcağı sıcağına 2. buluşma,
GizlenenArif Ergin · İthaki Yayınları · 2025471 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
İstanbul tarihi ve turizm
Puan vermedi·590 syf.··
2024 5. kitabı
Bab-ı Esrar’dan sonra okuduğum 2.Ahmet ÜMİT kitabı. Yazar daha önce yazdığı Bab-ı Esrar’da konu edindiği tasavvuf, islam, Mevlana..vs..gibi kendi dünyasına yabancı öğelerin aksine bu defa kendi
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201942,9bin okunma
Okumayan çok şey kaybetmez
Puan vermedi
King ustaya yakışmayan tutarsızlık ve çelişkiler yumağı haline gelmiş bir hikaye. Bu hali ile, zaman kaybı olarak nitelendirmemiz gerekiyor maalesef. Bazen büyük yazarlar da, ticari kaygılarla ünvanlarının ve o eski şanlı eserlerinin kaymağını yemek suretiyle okuyucularını hayal kırıklığına uğratıyorlar, korku-psikoloji derken saçmalıklar yumağına dönen bu kitap ta bu minvalde değerlendirilebilir. Büyük bir sabırla esas hikaye ha başladı ha başlayacak beklentisiyle devam edeyim derken kitap bitti. Uğursuz olan otel miydi, torrence miydi yoksa otelde daha önce kalanların hayaletimiydi; belli değil. Çelişkilerden biri şu ki; Bazı yerlerde, garip sesler çıkaran ve otelin şahsı manevisini temsil ettiğini düşündüğüm hayalet, torrence’nin kilitli kapısını açıyor, bazı yerlerde sadece kulağına fitne fesat üfürmekle yetiniyor, bu yüzden de deli jack, sırtına saplı bıçakla(?)baltayla kendini kilitli kapılardan kurtarmaya çalışıyorlar boş yere enerjisini tüketiyor. Bir diğeri; madem Jack’in içindeki şiddet duygusu psikolojisi bozuk babasından miras, o zaman otelin ve içindeki tuhaflıkların suçu ne. Bazı arkadaşlar “ Heary of Atlantis” kitabının esin kaynağı kitap olarak olarak söylemişlerdi ancak uzaktan yakından o film ile alakası bile yok. Dolayısıyla; “hayat kısa okunacak çok kitap var” düsturuyla menzile doğru yola çıkmış bir okuyucunun boş yere zaman kaybı yaşamaması açısından bu kitabı rahatlıkla es geçebileceğini düşünüyorum. Kitap hakkındaki olumlu yorumları dikkate almayalım, zira, daha sırada okunması gereken değerli eserler var.
MedyumStephen King · Altın Kitaplar · 20217,6bin okunma
Güzide yerli yazarlarımız
Puan vermedi·256 syf.··
2024 4. kitabı
Okumayanın bir şey kaybetmeyeceği tür klasiklerinden nadide bir örnek karşımızda. Öncelikle belirtmek gerekir, kitaptaki hiç bir karakter ile duygudaşlık kuramıyorsunuz, kaldi ki; tiplemeler yolda görseniz selam vermemek için yolunuzu değiştireceğiniz karakterlerden ibaret, bazıları zaten psikiyatrinin konusuna girecek şekilde kurgulanmış. Ne yaşam tarzları, ne modernleşme çabaları ne de karakterler arasındaki uyum okuyucunun dikkatine celbedecek düzeyde değil. Ancak diğer taraftan kitap hakkındaki (özellikle olumlu yorumlarda) baktığımızda bir kaç dikkat çekici nokta göze çarpıyor. Benim görüşüm; bazı okuyucular, muhtemelen kendi özellerinde hayat tarzlarını normalleştirdiği için ve yazarı siyasi-ideolojik görüşlerine yakın buldukları için sahte güzellemeler yoluna gitmişler. Tarafsız bir gözle edebiyat pencerenden bakan okuyucu bunu çok rahat gözlemleyebilir. Özellikle kitabını bir bölümünde geçen….elinde tesbih cami önündeki sakallı softa bozuntusu….. ifadesi maalesef yazarın ne amaçla bu kitabı yazdığının ve kafasındaki kurguladığı arka planının ne olduğunun bir cümlelik özeti gibi olmuş. Okuyucular bazen, ismi ön planda tutulan yazarların yine ismi ön planda tutulan kitaplarını tercih ederek bu suretle edebiyat dünyalarını zenginleştirmek isterler, ama maalesef yazarın bu kitabı o kitaplardan değil…Okumayan bir şey kaçırmayacak, belki zamandan tasarruf ederek daha da kazançlı çıkacak.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,6bin okunma
Esrarlı Yazarlar
Puan vermedi·440 syf.··
2024 3. kitabı
Yazıldığı dönem, Dan Brown kitaplarının kasıp kavurduğu zamanlar…Dolayısıyla yerli yazarların da bundan etkilenmemesi ve pastadan paylarını almak istememeleri düşünülemez. Bu anlamda, Bab-ı Esrar’da Polisiye-mistik karışımı olayların, hikaye içinde heyacanı diri tutup tempolu giderek, sonunda mantığa büründürülmüş bir final ile nihayetlendirilmesinin klasik bir örneği olmuş.Yazar, malzemesini uzaklardan değil, hemen yanıbaşında kadim Anadolu şehri ve onun tarihi zenginliğinden toparlamış. Hikaye boyunca Ahmet Ümit’in akıcı bir dil kullanarak polisiye bölümlerde ustalığını gösterdiğini görüyoruz. Ama iş, kendi alanı dışına çıkıp, Mevlana, Tasavvuf, İslam Dini, mucizeler ve kerametler konusuna gelince; maalesef burada yazarın konu hakkındaki cehaleti mi diyelim, ya da yetersizliği ve yetkinsizliği mi diyelim bariz olarak gün yüzüne çıkıyor. Bunun da konu hakkında az çok bilgisi olan okuru hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyorum. Bir yazarın kendi dünya görüşü,inancı, hayat tarzı, hitap ettiği kitle ile taban tabana zıt olayları hikayesine konu etmesinin ne kadar zor olduğu, sık sık içine düştüğü çelişkilerden kitabın başından sonuna dek hissediliyor. İşin doğrusu bu ise, ben neden böyleyim böyle yaşıyorum…iç sesi kendini hissettiriyor. Neyse ki, sona doğru ateizm-sosyalizm güzellemesi yaparak ve tasavvuf erlerini sapıttırarak kendince bir çıkış yolu bulmuş…Son tahlilde, biraz kafam dağılsın biraz Konya’nın bozkır havasını alayım diyenler belki tat alabilir. Ancak, içinde Mevlana, Şems tasavvuf maneviyat hakikat bekleyenler boşuna böyle bir beklentiye kapılmasın, zira kitabın yazılış amacı bu değil.
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,6bin okunma