İki artı ikinin dört etmemesinden yoruldum. Kör, topal, aksak, eğri, eksik, buçuklu binlerce cevabın karşılığı varken, mutlak bazı doğruların habis görülmesinden yoruldum. Penceresindeki saksıdan ötesine merâkı olmayan insanların, yabandaki menekşenin kokusunu elimden almaya çalışmasından yoruldum. Kişinin kimlik haklarının hak olmaktan çıkıp lükse dönüşmesinden, başkalarının, sadece kendi kimlik haklarını kutsal kabul edebilecek kadar saygısız başkalarının egemenliğinde şirke dönüşmesinden yoruldum. Karakter oluşturmanın yasaklı olmasından, kişilik haklarıma her an sansür gelmesinden yoruldum. İnsanın kendini ifade etmesinin - edememesinin onun tuhaflığı ya da geçimsizliği olmasından yoruldum. Birkaç yıldır çok geçti. Artık imkansız. Boş yere çok uzun süre uğraştım, bir süredir de çabasızlığın o ılık rehavetinin tadını çıkarıyorum. Kopmasın diye ipleri uç uca düğümlerken parçalanan ellerimi okşuyorum. Kendine sorulmasından hoşlanmayacağı hiçbir soruyu başkasına sormayan ellerimi. Beni sonsuzca uzağa çeken akıntıya direnmeyi bıraktım, yeterli uzaklığa süzülüyorum. Fazlasıyla zorlanan tüm iplerin nasıl kopacağını izleyebileceğim o yeterli, geç kalınmış uzaklığa. Yorgunluğumu telafi edemeyecek kadar yoruldum çünkü. Akıntının tadını çıkarıyorum.