Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Hem bir kavgadan sonra barışmak ne güzeldir, bilir misin? Öyle anların büyülü bir yanı vardır; sanki ilk defa görüşüyorlarmış gibi heyecanlanır karı, koca; yeni nişanlanmışlar gibi durudur aşkları.
Bazı kadınlar, kocalarını ne kadar çok severse, bir o kadar kavga çıkarırlarmış. Gerçekten de: Bir zamanlar böyle bir kadını tanıdım, hep şöyle derdi, "Kocamı çok sevdiğim için ona eziyet ediyorum. O da bunu anlamalı." Bilir misin, insan en çok sevdiğine çektirir. Genellikle kadınlar bunu daha çok yapar. Çünkü şöyle düşünürler: "Biraz sonra onu öyle çok seveceğim, okşayacağım ki, şimdi de biraz eziyet etmek biraz hakkımdır."
Öcümü sonuna kadar almış bir insan edasıyla evime döndüm. Bir heyecan selinin içerisindeydim. Başarımı, İtalyanca aryalar söyleyerek kutluyordum. Üç gün sonra başıma gelenleri anlatmayacağım; "Yeraltı" adını taşıyan birinci bölümü okuduysanız olanları anlayabilirsiniz. Daha sonra subayı uzak bir yere atadılar; yaklaşık on dört yıldır onu görmüyorum. Güvercinim benim; şimdi neler yapıyordur acaba? Kimleri ezip geçiyordur?