Öncelikle şunu söylemem gerek hangi kitap olursa olsun üzerinde Jack London'un ismi varsa orda iyi bir yazar, iyi bir gözlemci, iyi bir sosyolog, iyi bir eleştirmen var demektir. Ve sizi hiç şüpheye düşürmesin her zaman okumaya değer bir yazardır. Birçok kitabını okudum fakat en meşhurlarından Beyaz Diş'i yeni okuma fırsatım oldu.
Kitap bir metaforlar ağı aslında ama bunu okuyan ortaokul öğrencisi bunu algılayamayabilir. Birçok kişiye de kitap bir hikaye, masal tadında gelebilir. Fakat işin çok farklı yüzleri var. Beyaz Diş'in yaşamı, mücadelesi, başına gelenler aslında günümüz toplumunda bir çok insanın geçirdiği süreçleri anlatıyor. Sistemin yapısından, toplumun aksaklıklarından, insanlardan genel olarak bizden bahsediyor kitap. Bir hayvanın gözünden biz insanların nasıl yaratıkları olduğunu gözler önüne seriyor London. Sizi temin ederim ki Beyaz Diş'in her satırında Beyaz Diş'le beraber sinirlenip Beyaz Diş'le beraber sakinleşeceksiniz. Onun yaşadığı bütün duyguları hissedeceksiniz. Pessoa'nın dediği gibi ''Her şey bir duyum meselesi...'' bir kitabı okumak ve onu yaşamak arasında çok bir fark yoktur aslında yeterince kendinizi verebilirseniz sizde ordasınızdır. Uzaktan üç hasatçıyı seyreden bir İngiliz Şairin dediği gibi : ''Dördüncü bir hasatçı var, o da benim.''