Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Kızlar beni hiç rahat bırakmıyorlardı, düpedüz ardımdan koşuyor, benim için ağlayıp gözyaşı döküyor, gösterişli jestlerle acı çekiyorlardı. Onları elde etmek için özel olarak bir şey yapmıyordum, ama tanıştığım her kız, "Bu benim olsun!" diye yaklaşıyordu bana. "Yalnızca benim olsun. Benim olduğunu herkes görsün!" Oysa ben kimsenin olmak istemiyordum. Ben bile daha yeni kendimin olmuştum. Kızlar da, erkeklerin çoğu gibi sahip olmak arzusuyla, sevmeyi birbirine karıştırıyorlardı.
Kızlar beni hiç rahat bırakmıyorlardı, düpedüz ardımdan koşuyor, benim için ağlayıp gözyaşı döküyor, gösterişli jestlerle acı çekiyorlardı. Onları elde etmek için özel olarak bir şey yapmıyordum, ama tanıştığım her kız, "Bu benim olsun!" diye yaklaşıyordu bana. "Yalnızca benim olsun. Benim olduğunu herkes görsün!" Oysa ben kimsenin olmak istemiyordum. Ben bile daha yeni kendimin olmuştum. Kızlar da, erkeklerin çoğu gibi sahip olmak arzusuyla, sevmeyi birbirine karıştırıyorlardı.
Bu kadar kötülüğün var olduğu bir durumda, insan nasıl mutlak iyi bir Tanrı'nın var olduğuna içtenlikle inanabilir ki? Her şeyi bilen Tanrı kötülüğün var olduğunu bilir; her şeye kadir bir Tanrı onun ortaya çıkmasına engel olabilir ve mutlak iyi bir Tanrı kötülüğün var olmasını istemez.