Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Bence insanın fikirleri bile evrime uğrayabilir. Neden diye soracak olursanız 20 yaşındaki düşüncesiyle 70 yaşındaki düşüncesi bir olmayabilir. İnsan kendini sürekli geliştirmeli ve kötü yönlerini törpülemeli diye düşünüyorum.
En çok ta fikirleri değişiyor zaten en çok kendine kızarak gelişebiliyorsun. Her geçen yılın ardından aptallığını izliyorsun her değişim yeni bir değişime gebe, olgunlaşana kadar hayatı anlayana kadar zaman çok geçmiş oluyor
Kızlar beni hiç rahat bırakmıyorlardı, düpedüz ardımdan koşuyor, benim için ağlayıp gözyaşı döküyor, gösterişli jestlerle acı çekiyorlardı. Onları elde etmek için özel olarak bir şey yapmıyordum, ama tanıştığım her kız, "Bu benim olsun!" diye yaklaşıyordu bana. "Yalnızca benim olsun. Benim olduğunu herkes görsün!" Oysa ben kimsenin olmak istemiyordum. Ben bile daha yeni kendimin olmuştum. Kızlar da, erkeklerin çoğu gibi sahip olmak arzusuyla, sevmeyi birbirine karıştırıyorlardı.
Doğru haklısın bnm değerlendirmem biraz ağır oldu bu kadar da değil :) bu konu çok çelişkilerle dolu ve anlatması, anlaması zor bir konu aslında yani birbirine zıt yorumlara bile hak verebiliyor insan :) karışık meseleler bunlar..
Bu kadar kötülüğün var olduğu bir durumda, insan nasıl mutlak iyi bir Tanrı'nın var olduğuna içtenlikle inanabilir ki? Her şeyi bilen Tanrı kötülüğün var olduğunu bilir; her şeye kadir bir Tanrı onun ortaya çıkmasına engel olabilir ve mutlak iyi bir Tanrı kötülüğün var olmasını istemez.
Tarihin en büyük hikaye anlatıcısı insan. Anlamak isteme çabası ve anlam yükleme çabası hiç bitmiyor. Ve bitmeyecek çünkü anlamak, anlaşılmak en büyük arzumuz 27 bin sayfayı doldurmuş yazarlar bile hala anlaşılmadığını söylüyor. Anlatıcı çok, anlam arayan da çok ama dinlediklerimizden önce söylediklerimiz önemli bizim için o yüzden hiç bir zaman anlayamayacak ve anlaşılamayacağız.