"Ben gidiyorum" dedi. "Bundan sonra bana ihtiyacın yok." "Kal" demedim, gitmesine engel olamadım. Mantosunu giydi, beresini taktı, botlarını bağladı. "Hoşça kal" dedi ve gitti. Üzülmedim desem yalan olur ama peşinden gitmedim. Pencereden bile bakmadım. Çünkü onu artık yitirmemek üzere bulmuştum.