"Bir Delinin Hatıra Defteri" isimli kitabımız Rus gerçekçiliğinin kurucularından Nikolay Gogol'un bir eseri. Bu kitapta "Palto" ve Burun" isminde 2 adet garip hikaye de mevcut . Hepsinin ortak yanı ise olayların hepsinin bir kalem memurunun başına geliyor olması. Yazar her hikayede Rus bürokrasisindeki hiyerarşik düzene ve işlerin ilerlemezliğine inceden, ironi ile birlikte eleştiri oklarını yöneltiyor.
Bir delinin hatıra defteri bölümünde, kalem müdürü olan baş kahramanımızın günlüğü ile karşılaşıyoruz. Bu tarzda yazılmış bir kitabı ilk defa okudum ve "Ne okuyorum lan ben? Ne anlatıyor bu adam? " gibi soruları kendime sıkça yönelttim.
Kitabı okumaya devam ettikçe , sanırım kitabın üslubuna alışmaya başladığımdan, kitap acayip bir şekilde akmaya başladı. Alışılmadık bir tarz - günlük şeklinde yazılmış- , günlüğe atılan alışılmadık tarihler -Şubat'tan sonraki Ocak - gibi ögeler artık sıradanlaştı benim için. Kalem memurumuz İspanya'nın boş kalan tahtına geçtiğinde de -kendi öyle diyor-şaşırmadım.Anlatılan şeyler delice ama insanın aklını başına getirecek cinsten.Kalem memurunun kendini kral olarak görmesini - insanların isimlerinin önünde yer alan ünvanlar başkasının gözünde çok önemli olsa da - asıl önemli konunun insanın kendini nasıl ve ne olarak hissettiği olduğu şeklinde yorumluyorum.Alışılmadık tarihleri de, insanların sadece belirli bir düzen oluşturmak amacıyla geçen süreyi zaman dilimlerine ayırması olarak tanımlayabileceğim tarihlere karşı bir başkaldırı olarak görüyorum çünkü yaşadığımız tarihi anlamlı kılan şey, onu zaman dilimlerine ayrılmış bir yapının sıradan bir bölümü olarak görmek değil de, o tarihte kendimizi nasıl ve ne olarak hissettiğimizdir. Bunu bir şizofrenin gözünden anlatma başarısını bu şekilde ustaca bir şekilde gösteren Gogol'a burdan