iran'ın hem yakın geçmişi hem de uzak geçmişini kurguyla harmanlayarak mükemmel bir eser ortaya çıkarmış yazar. dönemin iç ve dış çekişmeleri, edebiyatı, entrikaları ve özellikle hasan sabbah'ın liderliğindeki haşşaşinleri, ömer hayyamı ve daha bir çoğunu anlamak için harika bir kitap. karakterlerin bir çoğu gerçek hayatta tanışmadı ya da var olmadı bile belki ancak onları bu şekilde aynı hikayenin içerisinde ortak paydada buluşturmak bambaşka bir hava katmış esere. olumsuz olarak yapabileceğim tek yorum nizam ve melikşah için olacak. yazarın taraflı tutumunu bu iki karakteri anlatırken anlıyorsunuz çünkü sanki o kadar basit insanlarmış gibi anlatmış ki hiç tarih bilmeyen birisi melikşahı sadece kadın düşkünü ve sürekli birilerinden akıl alan biri olarak düşünebilir. aşağılayıcı bir üslupla yazılmış tamamen bu kısımlar ve yazarın tarih bilmemezliği değil muhtemelen objektif olmayışından geliyor bu tavır da.
kitabın ikinci kısmı yani benjamin o. lesegne'nin ağzından anlatılan kısımlarda sıkılacağımı düşündüm halbuki tam tersi içine çekti. iran'ın yakın tarihi burada detaylı ve özenli anlatılmış. gerçekten çoğu yerde iran'ın bu denli direnişine rağmen bir türlü kendini toparlayamamasına çok üzüldüm. savaşmaya mecbur bırakılması, ülkelerin kendi çıkarları uğruna iran'ı hiçe sayması ve zorla dayattıkları istekleriyle iran'ın nasıl bir süreçten günümüze geldiği gözler önüne seriliyor. ayrıca hayyam'ın izlerini bu kısımda görmeye devam ediyoruz. rubailerinin başına gelenler, yüzyıllar boyu el değiştirmesi ve en sonunda okyanusun diplerinde kayboluşu...