En çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
bağışlamasız sanarken kendimi
en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
denenmemiş başlangıçları göze aldım
hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
mutfağı beklemek hep bana kaldı
bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
odalarınıza ruhlarınıza,
buraya
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayır, olanların hepsi benim suçum. Ermekle yetinmeyip bir de ermişliğimi kanıtlamaya kalktım. Kişi bir kez erdiğini fark edince, durmalı orada. Küçük bir orospuya ermişlik taslamak, cennete arka merdivenlerden çıkmak gibi bir şey. Bana sokuluverdiği zamanlar ruhuna işlemeyi başarmış boktan bir mikropmuşum gibi geliyor bana. Bir melekle birlikte yaşıyor olsam bile, kendimi adam etmem gerektiğini düşünüyorum.
O zamanlar cesur davransa, beni itmeyi bilseydi, biraz dayanabilirdim ona. Ama beni itmeyi bilmiyordu. İki akşam üst üste uğramasam, gözleri şiş karşılıyordu beni. Bazen acıma ya da yumuşaklık gibi bir nedenle kahvesine uğrayıp birlikte çıkmamızı istediğimde hemen alevlenip kalkıyor, allak bullak oluyor, hatta güzelleşiyordu.
Carlotta kımıldamadı.
Hıncım ona karşı değil, ilişkimizin beni içine sokar gibi göründüğü sınırlamalara, köleleştirmelere karşıydı. Onu sevmediğimden, üzerimde en küçük bir hakkı olması canavarca bir şey gibi görünüyordu bana. Öyle günler oluyordu ki ona sen demek içime bir iğrenme, bir aşağılanma duygusu veriyordu. Koluma girmek için neyim oluyordu benim bu kadın?
Büyük kusurlarım yok -bu, güvensizlik yüzünden savaştan çekilip sessiz bir yalnızlık aramak kusurların en büyüğü değilse- ama bana verilen o pek az şeyin tadını çıkarırken kendimi kurnazca kullanmayı, kendime sahip olmayı bile beceremiyorum.
.. Çok hayal kırıklığına uğradım, çok vicdan azabı çektim birkaç yıl içinde, yine de en içten istediğim şeyin bu susku, bu dinginlik olduğunu söyleyebilirim.