Kalemim kağıdı boğar
Suya yazsam olur buhar
Ümîdimi sakla bahar
Şimdi önüm kıştır benim
Düştüm dersem eğer dara
Sanmasınlar mevzû para
Her yanımda var bir yara
Şifa bulmam güçtür benim
Dünyâya gelmiştim bir gün
İmtihân olundum her gün
Bir gafletle güldüğüm gün
Üzüldüğüm çoktur benim
Bir hayal mi mesûd olmak
Nasip midir huzur bulmak
Niyâzımdır anlaşılmak
Anlayanım yoktur benim
Yüze gülüp rol keserler
Pusu kurup yol keserler
En zor ânımı beklerler
Düşmanlarım puşttur benim
Kimseden eman dilemem
Emin midir ben bilemem
Ağyâra minnet eylemem
Garipliğim dosttur benim
O müphem kapılardan çevir artık yüzünü
Yokluğunu bekleyen günlerin yâdını tut
Bulamadın kalplerin derûnunda özünü
Seni son merdivende bekliyor şimdi sükût
Değil mi ki, içinde parlayan her yıldızın
O elemli gecede kaydığı bir gök vardı
Dirilmiştin bir şiir ikliminde ansızın
Heyhat, yine gönlünün çiçekleri sarardı
Avuçlarında ömrün, yürü yalnız başına
Bu hayal âleminde ne tekilsin, ne çoğul
Doğar doğmaz mı girdin bu sevda savaşına
Sana hakikatini gösteren rüyayı bul
Arama mevsimlerin esrarını âhında
Bitsin artık aldanış, bu hüsran ve bu nazar
Öldür kelimelerin feryadını ruhunda
Suskunluğun sarayı ya kalbindir, ya mezar