Herkese Merhaba,
İlk önce seriye devam etmek isteyenler için yorumunun son paragrafımına bakmalarını rica ederim, 3. Ve 4. Kitap için bir kaç bilgi bırakacağım, benim gibi takılanlar varsa boşuna paralarını harcamasınlar...
Beğenmedim, büyük bir hayal kırıklığı olan bir kitap oldu. Aslında şöyke kız karakteri sevdim ve son dakika yazmış yazar herşeyi gizemli olayı bağlama olayı sevdim ondan 6 puan verdim... yoksa gidişattır erkek karakterdir fılan direk 3 puanlık bir kitaptır hatta daha da düşük olabilirdi. SPOİLER OLUCAKTIR...
İlk kitapta katili öğrenememiştik ve bizi merakta bırakan bır sonla bitmişti.. bu kitabın karakterleri olan Isaiah ve Genevieve kaçırılma olayında sonra bir anda evlenmeye karar vermişlerdi filan… kitapta tam o sahneden başlıyor… Baya merak ettiğim bir kitaptı, işte katilde bulunmadı fılan bu ikisi neden evlendiler filan diye.. ama ne oldu kitabın kitabın son 100 sayfasına kadar hiç bir şey öğrenemedik…
Şöyle ilk 250 sayfa ikisi aynı eve çıktılar fılan normal hayat rutinlerini- birbirlerine alışma süreçlerini fılan okuduk, ne bunları kaçıranla ilgili bir şeyler ne aralarında bir etkıleşim sacma sapan iç konuşmalarını okuduk.. aşırı sıkıldım yani okurken, bu yazarında gerekszi detay verme olayıda oldu…
Şimdi gelelim benim sinir olduğum yere; kız karakter daha daha daha iyisi hakedıyor , bu sümsük İsaiah ne işi vardı yaaa, adam resmen mal katıksız mal ve midesizin önde gideydi… neden mi? Şöyle bu şimdi 3 yıl hapiste yatmış neden olduğunu bilmıyorduk,, öğrendik içerde daha cok kalsaydı daha iyi… şimdi kısaca olayı anlatayım; Bunun bir abisi Kiane (bu adamın başka seride kitabu varmış) işte bu tek gecelik bir ilişki yaşar bir kızla, sonra ayrılırlar… kız 6 ay sonra geri gelir ve hamile kalmış fılan, kaine tabiki kabul etmış hemen ama kızla
Suç ve caza kalk baban geldi. Raskolnikov hadi bi içeri bak ben içerde miyim , Ferit t , d , id , Ferid , Matmazel Nuriye , üzülme Nuriye teyze, ben sana asla Noralya demeyeceğim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mahir Ünsal Eriş'in Sarıyaz isimli kitabını iki kere yarım bıraktıktan sonra bir daha bu yazardan okuma yapmayacağımı düşünmüştüm ki, bu kitap bana hediye gelene ve ben kitabın kapağını açıp Benim Adım Feridun isimli öyküsünün başlığını görene kadar.
Sekiz öyküden oluşan Olduğu Kadar Güzeldik, 2014 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmış. Kitabı bitirdiğimde bu ödülün ne kadar yerinde olduğunu düşündüm.
Bu kitapta benim için en özel öykü "Benim Adım Feridun" oldu. 2016'dan beri aynı isimli kitabın baskısını arıyor ama bir türlü bulamıyordum. Bu öyküye,bu kitabın içinde rastlamak benim için çok güzel ve beklenmedik bir tesadüftü. Ayrıca "Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın" da en sevdiğim öykülerden biri oldu,duygusu ve anlatımıyla kitabı bitirdikten sonra bile aklımda kaldı.
Öyküleri okurken birçoğunun kendi başına bir romana dönüşebileceğini de düşündüm. Karakterler, öykülerin kısa olmasına rağmen oldukça iyi işlenmişti.
Mahir Ünsal Eriş'in karakterlerini ve onların küçük gibi görünen ama insanın içine dokunan hikâyelerini anlatma biçimini çok sevdim. Her öykü bende aynı etkiyi bırakmasa da kitabı genel olarak sıcak, samimi ve duygusal açıdan oldukça güçlü buldum.
°°°
'Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. Kim olursan ol, seni saklandığım yerde er ya da geç buluyor, gelip göğüs kafesini ateşle sıvazlıyor ve sen içerde kapkara kurum tutuyorsun. Ağzını açsan, alevler püskürtüverecekmişsin gibi, ciğerlerine damla damla kurşun eritiyorlarmış gibi. Kolay kolay geçmiyor, geçtiğinde de sen geçmiş olduğunu bile fark etmiyorsun. Yağmurlu havalarda sızlayan eski bir kırık gibi sızlayıp duruyor, kendini hatırlatıyor.'
Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım sizi bugün çok farklı bir kitapla tanıştırcam. Kitabımız: PETRİKOR.
Yazar okuyucuyu , Yokluk ülkesine davet ediyor neresi burası haritalarda yeri olmayan bir ülke ; Dışımızda yaşadıklarımız ve içerde büyüttüğümüz duygularımızın olduğu o karanlık yer ya da size ne hissediyorsa o .
Bir Adamla Kadın karakter ' in aşkı konu alınmış isimsiz iki karakter düşünün onların inişli çıkışlı ilişkilerini okurken birden o karakterden biri siz oluveriyorsunuz . Hikâye o kadar gerçek ki siz yaşadınız o hayal kırıklığını , o derin yara sizin içinizde , siz aldatıldınız , o acı size ait. Ya da o heyecan bence yazarın da yapmak istediği bu İsimsiz karakterlere okuyucunun kendi ismini vermek istemesi ... Nereye varacak bu hikaye diye diye okudum .Kadın karakter beni oldukça zorladı baya baya kavga ettim. Ne bu şimdi dedim. Ee ne olacak bu işin sonu deidm durdum.Sabırsız bir okuyucuyum ben Sonunu beklesene ! Sonu herşeyi özetlemiş .
PETRİKOR ; yağmur sonrası toprak kokusuna verilen isimmiş hiç bilmezdim en sevdiğim kokunun adının bu olduğunu. Altını kalın kalın çizdiğim pek çok içime dokunan paragrafların olduğu bu kitabı okumak isteyen Herkese tavsiye ederim ben uzun süre bu kitaptan eşe dosta bahsedeceğim . Varsa kendine güvenen bu yokluk ülkesine bir uğrasında görelim. Kitapla Kalın
YAZGI, üç kuşağın iç içe geçen hikâyesi. Hatice’nin suskun direnişi, Reyhan’ın yarım kalan gençliği ve Melis’in parlayan geleceği…
Büyük bir çoğunluğumuz; kendi yaşadığımız sıkıntıları, acıları çocuklarımızın yaşamasını istemeyiz. Bazen de; çocuklar ailelerin yaşadıklarından ders alıp, ben böyle olmayacağım diyebiliyor. Başarabilenlere ne mutlu...
Hayat adil değil. Kimisine her şey altın tepside sunulurken, kimisi tırnakları ile kazıyarak bir yerlere gelmeye çalışır. Bunu da herkes başaramaz. İmtihan dünyası...
Yazgı; Nebiye Sevük kaleminden, Parlayan Kitap yayınlarından basımı yapılan, 222 sayfadan ibaret roman.
İstanbul' un taşı toprağı altın diyerek, Zonguldak' ın Ağaçbükü köyünden İstanbul' a gelen bir ailenin hikayesi.
Hatice her ne kadar istemese de; eşi Selim' in baskısı ile İstanbul' a gitmek üzere yola çıkarlar. İşler istediği gibi gitmedikçe, fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalan Hatice' nin, en büyük dayanağı çocukları, Mehmet ile Reyhan olmuştur. Oğlu Mehmet, iş için İzmir'e gitmiş, kızı Reyhan ise ortaokuldan sonra okuyamamıştır. Hatice, temizlik için bir evde çalışırken, uğradığı iftiradan dolayı işten ayrılmak zorunda kalır.
Selim; bulduğu hiçbir işte düzen tutmayan, kendisini a** e verip, eve hiç bir zaman ayık gelmeyen karakter.
Reyhan; çok sevdiği arkadaşı Ayşe ile her şeyini paylaşırdı. Sevdiği Ali' den sadece Ayşe' nin haberi vardı. Ali ile gizli bakışmalarının kendisini ne kadar etkilediğinden bahseden Reyhan' ın, başka konu konuşmaması Ayşe' nin canını sıkmaya başlar ve Reyhan ile arasına mesafe koyar. Ta ki; gerçek sebebi ortaya çıkana kadar...
Reyhan sevdiğine kavuşabilecek miydi?
Annelerinin yaşadıkları, Mehmet ile Reyhan' ı ne kadar etkiledi?
Ayşe, neden Reyhan' dan uzaklaştı?
Ruhumun yorgunluğu çoktan çökmüş omuzlarıma. Acaba yıllarımı
YazgıNebiye Sevük · Parlayan Kitap · 202523 okunma
Mart’ın Doğusu #okudumbitti
Bitince sadece “konu neydi?” değil, “ben neyi erteliyorum?” diye de düşünmeye başladım.
Mart’ın hikâyesi aslında hepimizin çok iyi bildiği bir yerden açılıyor: düzen var, akış var, dışarıdan bakınca “normal” görünen bir hayat var… ama içerde küçük bir boşluk da var. Sonra bir anda, hiç hazırlıklı değilken gelen o soru… Hani bazen biri tek bir cümle kurar ve senin içinde uzun zamandır sessiz duran bir yer uyanır ya; Mart’ın yolculuğu tam olarak o yerden başlıyor.
Yazar “anlam arayışı” gibi ağır bir meseleyi, bunaltmadan, didaktikleşmeden anlatıyor. Bir yandan gülümsüyorsun, bir yandan içini hafif bir hüzün yokluyor. Mart yola çıktıkça karşısına çıkan insanlar (ve o yolun sürprizleri) okuru da beraberinde taşıyor. Yol sadece bir yerden bir yere gitmek değil; insanın kendine yaklaştığı bir alan.
Birini tanıyorsun, bir şey yaşıyorsun, küçük bir an birden büyüyor ve sende iz bırakıyor. Kitap da böyle ilerliyor; sahneler geçip gitmiyor, insanda bir “iz” bırakıyor. Üstelik yazarın dili çok akıcı—benim için sayfalar gerçekten hızlı aktı.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve şunu net söyleyebilirim: Kalemine bayıldım. Hem samimi hem de okuru içeri alan bir anlatımı var. “Ben şimdi bunu niye bu kadar içselleştirdim?” dediğim yerler oldu. Final kısmında ise (spoiler vermeyeyim) kitabın o iç sorgusunu bir anda büyüten, uzun süre akılda kalan bir duygu bıraktı bende.
Bir de bu kitabı kitapfisiltisi sevtap ’ın önerisiyle #terskargaylaokuyoruz grubumuzla beraber okumak ayrı güzeldi. Çünkü böyle kitaplar okunduktan sonra insanın konuşası geliyor; herkesin hayata yüklediği “anlam” başka ya… Bu da kitabı daha da kıymetli yaptı benim için.
Eğer sen de arada “tamam da ben nereye gidiyorum?” diye içinden geçiriyorsan, hem yol hikâyelerini seviyor hem de
Mart'ın DoğusuAdnan Arduman · Tara Kitap · 202611 okunma