Temel içgörü, bir adamın eziyetinin bir başka adamın sevinci olmasında yatar.
İçgörü
Kitap okumak insana içgörü kazandırıyormuş. Bunu yeni mi fark ettim bilmiyorum ama az önce en son okuduğum kitabı incelerken (Açlık), kitabın yanına karaktere söylemek için düştüğüm notları görünce fark ettim. Karakteri eleştirmişim o küçük notlarda. Fark ettim ki adamda eleştirdiklerimin benzerleri bende de var. Sanki adam yüzüme vurdu gerçekleri.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bazen çok fazla anlamaya çalışırken ne hissettiğimi unutuyorum.
Entelektüalizasyon (Intellectualization) Kişinin yaşadığı zorlayıcı bir durumu duygusal olarak deneyimlemek yerine, sadece zihinsel ve kavramsal düzeyde ele almasıdır. Yani kişi, olan şeyi hissederek değil, düşünerek yaşar. Anna Freud, entelektüalizasyonu egonun kaygıyı düşünce yoluyla kontrol etme girişimi olarak tanımlar. Çünkü bazı duygular vardır ki hissedildiğinde taşkın hâle gelir. Ve zihin şöyle bir yol bulur: “Bunu hissetmeyeyim, bunu anlayayım.” Gündelik hayatta bunu şöyle görürüz: Bir kayıp yaşayan kişinin, yasın evrelerini anlatması ama kendi yasına temas edememesi; çok incindiği bir durumda karşısındaki kişinin çocukluk travmalarını açıklaması ama kendi kırılganlığını hissedememesi. Terapide bazen şunu duyarız: “Bunun aslında bağlanma stilimle ilgili olduğunu biliyorum.” Ancak o bilgiye eşlik eden duygu yoktur. Burada mesele düşünmek değildir. Mesele, düşüncenin duygunun yerine geçmesidir. Entelektüalizasyonun işlevi, kişiyi duygusal taşkınlıktan korumaktır. Çünkü hissetmek bazen kontrolü kaybetmek gibi yaşanır; düşünmek ise mesafe sağlar ve benliği organize eder. Bu yüzden, özellikle yüksek zihinsel kapasiteye sahip kişilerde çok sık görülen bir savunmadır. Ve çoğu zaman dışarıdan “çok farkındalıklı” gibi görünür. Ama içeride yaşanan şey şudur: Her şey anlaşılmıştır, ama hiçbir şey hissedilmemiştir. Bu savunma kalıcı hâle geldiğinde kişi, kendi duygusal deneyimine yabancılaşır. Ne kırıldığını tam hisseder, ne yas tutabilir ne de gerçek bir rahatlama yaşayabilir. Psikanalitik çalışmada amaç, kişinin düşünmesini azaltmak değildir; amaç, düşünce ile duygunun yeniden buluşmasını sağlamaktır. Çünkü içgörü ve farkındalık, sadece anlamakla değil, hissetmekle oluşur.
İnsanlarla iç içe olmak, insanı kendini gözlemlemeye götürür. Franz Kafka
"fakat kapama gözlerini kendine, canında bir şey var görmeye değer."
Tasavvuf
Nietzsche gibi yalnızlığıma dönünce bana bir içgörü geliyor 😁😁