Seni Sordum Dalgalara
​Seni sordum dalgalara, gözlerim yaş içinde, Vurdukça kıyılara içim parçalandı. Sonsuz bir boşluk gibi, o sonsuz mavilikte, Senden bir iz aradım, yüreğim yandı... ​Gelen her hırçın dalga, seni benden götürdü, Sustu koca deniz, hıçkırığımı dinledi. Rüzgar saçlarımı değil, umudumu süpürdü, Dalgalar bile inan, senin gibi gitmedi. ​Bir feryattı köpükler, kıyıya çarpıp ölen, Tıpkı senin elinde can veren aşkımız gibi. Var mı bu karanlıkta sesimi bir tek duyan? Seni sordum dalgalara, onlar da ağladı sanki...
Şiir
Kaybolan silüet
Duvarda bir sinek öldü. İçim parçalandı. Lobiden odaya süzülen ışık defterime vururken gözüm takılı kaldı duvardaki puslu silüetine. Yüzünü hatırlayamadım. Eksildikçe silindin. Sildikçe unuttum. Şimdi yok oluşunu izliyorum.
Alıntı
Reklam
Herkese unuttum dedim ama sabah yine içim parçalandı ağlarken ...
At vuruldu; içim paramparça rüveyda Nurullah Genç
İçi Boş Ev
Artık sen, sen değilsin, bunu ilk duvarlar anladı sesin yankılanıp o duvarlarda parçalandı. Yanıma oturduğunda omzunun gölgesi bile yabancıydı; aynı gövde, bambaşka bir çürüme. Seni sevmek eskiden bir kuyudan su çekmekti. ip tanıdıktı, kovanın gıcırtısı evin sesi. Şimdi eğilip baktığımda O yansıma senin değil tiksinerek baktığım birinin yüzü gibi. Beyin bilir bu dönüşümü. Kalp taş kesilir, hayal kırıklığı dize getirir. Sevdiğin bir insanın kendi kokusunu bırakıp başka bir kokuya geçmesini en iyi sızlayan burnumun direği bilir. Sen değişmedin belki, ama bana bakan gözlerin içi boş Hiç tanışmamış dudaklarımız sanki.
Gözyaşı Sarrafı
Yaşamdan ne beklediysem, bir gece vakti kapı eşiklerinden toplandı; Ellerim boşluğa düştü, ruhumda insanoğlunun açtığı o derin yaralar... Ben bir parça çocuktum daha, hıçkırıklarımın rengi saftı, Gözyaşlarım altındandı benim; sahi, kime sattınız onları? Hangi karanlık çarşılarda bozdurdunuz benim çocukluk ağrılarımı? Bir çiğdem tohumu gibi düştüm bu dünyaya, Ama toprak kucaklamadı beni, sarmadı köklerimi. Topraksız kaldım, bir avuç tozun insafına terkedildim; Kalbime buz gibi bir çiğ düştü, içim parçalandı, Bahar kapımın önünden geçti de, bir kez olsun uyan demedi. Hiç görmediğim papatyaları sevdim ben, Kokularını rüzgârın masallarından, renklerini uykularımdan bildim. Anlattıkları kadar beyaz mıydı o çiçekler? Anlattıkları kadar şifalı mıydı toprağa değmek? Ben sadece düşledim onları, hiç dokunmadan, hiç koklamadan... Şimdi ne bahar tanır beni, ne de o çalınmış altın damlalar geri gelir. Ben, kendi içindeki boşlukta açmaya çalışan, Güneşi hiç görmemiş o kör filizim. U.D
1000Kitap
Reklam
Reklam