Yaşamdan ne beklediysem, bir gece vakti kapı eşiklerinden toplandı;
Ellerim boşluğa düştü, ruhumda insanoğlunun açtığı o derin yaralar...
Ben bir parça çocuktum daha, hıçkırıklarımın rengi saftı,
Gözyaşlarım altındandı benim; sahi, kime sattınız onları?
Hangi karanlık çarşılarda bozdurdunuz benim çocukluk ağrılarımı?
Bir çiğdem tohumu gibi düştüm bu dünyaya,
Ama toprak kucaklamadı beni, sarmadı köklerimi.
Topraksız kaldım, bir avuç tozun insafına terkedildim;
Kalbime buz gibi bir çiğ düştü, içim parçalandı,
Bahar kapımın önünden geçti de, bir kez olsun uyan demedi.
Hiç görmediğim papatyaları sevdim ben,
Kokularını rüzgârın masallarından, renklerini uykularımdan bildim.
Anlattıkları kadar beyaz mıydı o çiçekler?
Anlattıkları kadar şifalı mıydı toprağa değmek?
Ben sadece düşledim onları, hiç dokunmadan, hiç koklamadan...
Şimdi ne bahar tanır beni, ne de o çalınmış altın damlalar geri gelir.
Ben, kendi içindeki boşlukta açmaya çalışan,
Güneşi hiç görmemiş o kör filizim.
U.D