Geçenlerde görüş gününde, o arkadaşım çıkıp geldi yine. Yıllar var ki görmemiş, baya da gönül koymuştum hani. Onu görünce nasıl mutlu oldum anlatamam. Sanki, Zerdüştü bana yeniden getirmişti. Ekmek davasına gurbete gittiğini, yıllar sonra sırf beni görmek için geldiğini anlattı uzun uzun. Ne yalan söyleyeyim, gözlerimden yaş döküldü. Gizlemedim, saklamadım. Erkekliğe sığmayan, insanlığa sığar. "Abi, sana bir karton sigara getirdim, mahcup olmayayım geçen seferki gibi." deyince gülümsemişim. Ah o ne güzel bir mahcubiyetti, bir bilseydi.... "Keşke sigara yerine bana onu getirseydi!" diye geçirdim içimden. İşte insan böyle bir şey. Bilmediğini sevmez, korkar ondan. Bilir ise, hele bir de severse kopamaz artık. Dedim "Bir daha yolun düşerse buralara, o kitabı al gel bana." Şaşırdı, yüzüme baktı. Kinayeli bir serzeniş mi, yoksa ciddi ciddi mi söylüyorum diye anlamaya çalıştığı belliydi. "Sahiden söylüyorum, bana bilmeden öyle bir şey getirmişsin ki, bir kamyon sigara yığsaydın önüme, bu kadar hora geçmezdi." dedim. Aynı sokağın çocuğuyduk biz. Her yere birlikte gider, birbirimizin her şeyini bilirdik. Kitap okumadığımı da bilirdi haliyle. Şimdi şaşkındı, yılların bendeki değişimine... Gözlerinde, bana acıyan bakışları gördüğümde içim parçalandı bir an. Kitaplara saklanan insanları küçümser, "yaşamaya korkanlar" derdik eskiden. "Demek beni korkak görüyor." dedim içimden. Kendimi, düşüncelerimi yaşadığım evrimi uzun uzun anlatacak durumda değildim o an. Ayrıca buna da zaman yoktu zaten. Ama o anladı beni. Her zaman anlardı. Hatta en iyi o anlardı diyebilirim. Ertesi gün getirmiş kitabı. Teslim etmiş gardiyanlara. Ulaştırdılar bana.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Sevgili Gençlik
“Öyle parçalandım ki ömrümde Sevgiyle öfke arasında, Sevgimi öfke vurdu Öfkemi sevgi kaçırdı İçim parçalandı arada … “
Sayfa 107 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ne denir...
Sen bana aldırma. Wells gibi sosyalist ve rasyonalist birini Freud gibi bir fantezi satıcısının yanında görünce içim parçalandı.
Sayfa 119
Ahhhh okurken içim parçalandı :/ Nasıl da zalimsin Hasan!
“Yusuf,” dedi. “Züleyha seni cennette bekliyor. Şu kuleyi görüyor musun? Koşarak çık yukarı ve at kendini aşağı. Düştüğünde kendini onun kollarında bulacaksın.”
Alıntı
“Öyle parçalandım ki ömrümde Sevgiyle öfke arasında Sevgimi öfke vurdu Öfkemi sevgi kaçırdı İçim parçalandı arada”
Şiir
Önce korkunç azaba, kahra gömülüyorum Sonra en büyük affa uğrayıp gülüyorum Çatlıyor da mezarım, dışa vuruyor beni Terazi, Rüveyda’ya dîvan kuruyor beni Güneş aktı; ay söndü; parçalandı yıldızlar Rüveyda, burda şimdi sen varsın; gözlerin var Beyaz tüller içinde ruhun sarıyor beni Sahibisin bu eşsiz muhabbet sarayının Mağrur yükseliyorsun uluların katına Huriler imreniyor sonsuz saltanatına Elime tutuşturup kalbinin kadehini Sevgini şarap gibi sunuyorsun Rüveyda Çiçek çiçek kalbime doluyorsun Rüveyda Acı yok; intizar yok; eskide kaldı hasret Devrini tamamladı endişe, korku, hayret Buz ve köz tarih oldu; bitti zaman ve mekân Zaman biziz, mekân biz; imkânsıza yok imkân Ömrün ne sonundayız, ne de henüz başında Otuz üç yaşındayız, hep otuz üç yaşında İçim sensin bu ilde; dışım sensin Rüveyda
Edebiyat